|
Reflekslerimiz istemsiz olarak gelişen ve evren içindeki
dengemizi korumaya yarayan tepkilerdir. Refleksler sadece
bedensel olmayabilir. Psikolojik reflekslerimiz de bizim
dengemizi koruyan tepkilerdir. Bu tepkilerin istemsiz ve bazen
dürtüsel olduğu da bir gerçektir.
Düzeltme
refleksi ise aslında her insanda var olan, ancak bazılarında çok
az olduğu için göze çarpmayan bir reflekstir. Bu refleksi
anlatmak için kullanabileceğimiz en kolay örnekler arasında, bir
yere otururken önce masayı toplamayı, duvardaki resmi düzeltmeyi
verebiliriz. Her şey istediğimiz gibi olsun tepkisidir bu
aslında. Bizim dünyayı algılama biçimimizi yansıtır. Elimizde
olsa, tüm dünyayı isteğimize göre şekillendirmeyi isteriz. Böyle
bir dünyada mutlu olur muyuz bilinmez ama!
Kontrolcülüğümüzün bir göstergesidir bu refleks. Obsesiflerde ve
narsisistlerde daha yaygın olduğu düşünülebilir. Bizim
normlarımıza uygun olmayan gidişata sahip dünya eksiktir,
yanlıştır. Bu eksiklik ve yanlışlığın süregenliğinin, dengemizi
temelinden sarstığı hissine kapılırız.
Karşımızdaki
bireyin hatalarının bize göre hata olduğunu veya hatanın onun
tercihi olduğunu göremeyiz. Biz ön plana geçer, ötekinin adına
tabi ki… Refleksler istemsizdir demiştim…
Kuantum
fiziğine göre elektronlar, birbirleri arasında interaktif bir
ilişki içinde yol alırlar. Sapmaların varlığı elektron
topluluğunun yolunu değiştirmez.
İnsan da bir
yolculuk halindedir. Sapmaları onun yolunu çizer. Kimi zaman
sapmalar fantezinin gerçeği test etmesidir. Fanteziler, gerçeğin
“gazını” alırlar. Düzeltmeler ise bazen elektronların yolundan
tam sapmasına yol açar. Danışanlarda gördüğümüz direnç de budur.
Her şeye muktedir olmak, her insanın doğal dürtüsüdür. Her
muktedirin egemenliğinde olmasını istediği bireyler de aslında
muktedir olma arzusu ile yanarlar. Güllerin savaşında kazanan
yoktur.
Son söz!
Düzeltmeyin, yolu görmeleri için insanlara ışık tutun. Bir
fener, karanlığı aydınlatmaya yeter… |