| |
Daum ismi ilk
gündeme geldiği sırada yıpranmış Fenerbahçe yönetiminin yeni bir
tartışmayı göze alabileceği hiç aklıma gelmemişti. Kokain
zanlısı Daum ülkenin en büyük kulüplerinden birinin başına
geliyordu. Almanya’nın kapıdan kovduğu ve bacadan dahi
istemediği Daum’a kol kanat geren, mazlumların savunuculuğuna
soyunan Beşiktaş daha önce Daum yüzünden basından iyi bir dayak
yemişti. Belki de toplumun daha önce tartıştığı bir konuyu
tükettiğini düşünen Fener yönetimi bir kez daha Daum’u getirmeyi
cesaret etti. Ya da, medyanın kendisine fazla dokunmayacağını
düşündü.
Peki bir
kokain kullanıcısının ülkenin büyük takımlarından birinin başına
gelişi nasıl karşılanmalı? Çok çetrefil bir soru. Bazı kokain
kullanıcısı hastalarımın torbacısı, Daum’un önceki gelişinde
olduğu gibi belki yine umutlanmıştır. Bir yandan baktığımızda,
gençliğin idolleri arasında yer alacak bir kişinin uyuşturucu
kullanıyor olması, gençliğin gelecek tercihleri açısından
bizleri korkutabilir. Daum’un hafif saldırgan, yarı çılgın ve
maço tavırları da ülke gençliğinin kolaylıkla benimseyebileceği
ve yapışabileceği bir idol olmasını kolaylaştırıyor. Benliğimizi
ötekiyle birleştirirken, tüm özellikleri ve alışkanlıkları da
satın alırız. Hele bir de gençseniz! Daum ‘un kabullenilişi,
uyuşturucu kullanımının normalize edilmesi bir yana,
uyuşturucunun tehlike olarak algılanmasından çok, bir kereden
bir şey olmaz söylemini kafalara yerleştirecek bir durum.
Bu arada
unutmadan meraklısı için bir not: Kokain bağımlılık potansiyeli
çok yüksek, hızla ve şiddetli bağımlılık oluşturan bir madde. Bu
nedenle literatürde “hard drug”, yani bir anlamda sıkı
uyuşturucu olarak geçer. Bağımlılığı berbat, tedavisi de zordur.
Biraz pahalı olduğu için ülkemizde fazla yaygınlaşmamıştır.
Peki bir de
öte yandan bakalım. Daum’u Daum yapan uyuşturucu kullanması
değil, futbol adamlığı. Olay ne? Bir gün Daum kokain kullanmış.
Daha sonra da kullanmadım demiş ama saç testi yapılınca yalancı
olduğu ortaya çıkmış (teknoloji artık affetmiyor!). Almanya’da
her zamanki tutucu ve acımasız tavrıyla Daum’un hayatını
bitirmeye karar vermiş. Peki doğru mu yapmış? Bir insanın,
yaşamının bir döneminde uyuşturucu kullandığı için toplumdan
dışlanmasını doğru bulmak, onların boyunlarına bir tabelayla
kentin sokaklarında ibreti alem için dolaştırılmasından farklı
bir tepki biçimi değil. Bu insanı yaftalamaktan başka bir şey
değildir. Yaftaladığımız ve istemediğimiz insanları toplum
sahnesinin dışına itmek ve köşeden dışarı çıkarmak, onları
marjinalleştirmekten başka bir işe yaramaz. Onlar, iki gün sonra
başka bir kimlikle, isyanlarını toplum değerlerinin düşmanı
biçiminde somutlaştırarak aynı köşeden içeri girdiklerinde,
onları anlayamıyor ve toplumun düşmanı olarak görüyoruz.
Hem tüm bu
dışlamalar sadece Daum için mi geçerli olmalıdır? Yıldız Tilbe
cebinde sadece 4-5 gram esrarla yakalandığı için, bir daha şarkı
söylemesi yasaklanmalı mıydı? Eminem kasetleri ya da Nouma’nın
pipisini ellemesi de toplum için ne kadar tehlikeli ve
yasaklanmalı mı? Belki biraz abarttım. Ama düşünelim!
Daum’un
yapması gereken tek şey, saç testini tekrar, tekrar yaptırmak ve
sonuçlarını cümle aleme göstermek olmalı. Bizde böylece onun
kahraman mı, yoksa teslimiyetçi mi olduğunu görme fırsatını
kazanırız.
İstanbul,
2002 |