|
Madde kullanıcılarında HIV görülme riski oldukça yüksektir. HIV pozitif
olanlarda madde kullanımı %20-35 bulunmuştur. Büyük kentlerde yaşayan
madde kullanıcılarında ise HIV riskinin %50-65 oranında olduğu
saptanmıştır. Küçük kentlerde yaşayan madde kullanıcılarında HIV riski
%5'e düşmektedir.
NIDA (National Institute on Drug Abuse) 2002 verilerine göre,
Amerika'daki AIDS vakalarının üçte birinden fazlası (%36) direkt veya
dolaylı olarak damar içi madde kullanımı sonucu meydana gelmiştir.
CDC
(Centers for Disease Control and Prevention) verilerine göre ise, Aralık
2002 tarihi itibariyle bildirilen 859,000 AIDS vakasının 209,920'si
(%25) damar içi madde kullanıcısıdır.
Türkiye'de
Genel madde kullanım oranı göz önüne alındığında ülkemizde madde
bağımlılığının AIDS enfeksiyonunun yayılımında önemli bir etken
olmayacağı düşünülebilir. Ancak, ülkemizde madde kullanım oranı hızlı
biçimde artış göstermektedir. Öte yandan, bugünkü durumda bile ülkemizde
AIDS bulaşma nedenleri arasında madde kullanımı ön sıraları almaktadır.
Damar yoluyla madde kullananlarda yaptığımız bir araştırmada hepatitis
C'nin %40 oranında saptanması, madde kullanıcıları arasında bulaşıcı
hastalıkların yaygınlığı konusunda bize bir fikir vermektedir. Bu
nedenle, HIV yaygınlığı arttıkça madde kullanıcılarının bu
enfeksiyonunun bulaşmasında önemli bir rol üstlenmeleri de beklenebilir.
1998 yılında yapılan, madde kullanıcılarının özellikleri araştırmasında
madde kullanıcılarının AIDS ve HIV'a karşı tutumları araştırılmıştır.
AIDS ve bulaşma yolları ile ilişkili bilgileri araştırıldığında,
çalışmaya katılanların %91.6'sının AIDS hastalığını daha önce duymuş
oldukları belirlendi. %15.3'ü AIDS'in bulaşma yolları ile ilişkili bilgi
sahibi değildi. AIDS hastalığının yayılımında damar yolu ile madde
kullanımı ve enjektör paylaşımının rolünün özellikle damar yolu ile
madde kullananlar tarafından bilindiği saptandı. Damar içi madde
kullananların %91.2'sinin enjektör paylaşımının bulaşma yollarından
birisi olduğunu bilmeleri başka önemli bir sonuçtu. Enjektörünü bir
başkasına verme oranın %39.2 olduğu hatırlanacak olursa, bu yolla
yayılımın bilinmesine karşın enjektör paylaşımının devam ettiği sonucuna
varılabilir. Özellikle damar içi madde kullanımı, enjektör paylaşımının
AIDS yayılımında rolü olduğunu bilmelerine rağmen kendi enjektör
paylaşma ve temizleme davranışlarında çok özenli olmadıkları düşünüldü.
Damar yolu ile madde kullanımı ve enjektör paylaşımının yayılımda rolü
olduğu bilinmesine karşın çalışmaya katılan damar içi madde
kullananların yalnız %37.8'inin HIV testi yaptırmış olduğu saptandı.
Yalnızca bir tanesinde HIV pozitif çıkmıştı. Damar yolu ile madde
kullanmayanlardan ise 3 tanesi HIV pozitif olduğunu bildirmişti. Damar
yolu ile madde kullananların %91.2'isinin enjektör paylaşımının AIDS
bulaşma yollarından biri olduğunu bilmeleri önemli bir bulgu olmakla
birlikte, enjektör paylaşımının yüksek olduğu da unutulmamalıdır. Bu
bilindiği halde enjektör paylaşımının olması madde kullananların kendi
çevrelerine zarar verme konusunda duyarsız olduklarının bir göstergesi
olabilir.
Damar yolu ile madde kullananların %65.8'i son bir yıl içinde hiç
başkasının enjektörünü kullanmadıklarını bildirmişlerdir. Kendileri
başkasının enjektörünü kullanmadıklarını bildirmelerine karşı kendi
enjektörünü başkasına verme oranı daha yüksek bulunmuştur. Damar yolu
ile madde kullanımında kendi enjektörünü başkasına verme oranı %39.2
olarak bildirilmiştir. Çalışmaya katılanların yalnız %31.6'sının
çoğunlukla enjektörlerini temizledikleri görülmektedir. Temizleme yolu
olarak soğuk su, sıcak su veya kaynatma yolu belirtilmiştir. Bu
temizleme yolu ile bulaşıcı hastalıkların yayılmasının önlenemeyeceği
göz önüne alınırsa, damar yolu ile madde kullananlar arasında enjektör
temizliği ile ilgili yeterli bilgi olmadığı görülmektedir. Enjektörlerin
temin edildiği yer araştırıldığında %68.4'ünün yeni enjektörlerini
eczaneden aldıkları belirtilmiştir.
Gürkaynak'ın (1998) Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi,
AMATEM'e Adli Psikiyatri servislerine, Balıklı Rum Vakfı'na bağlı
Anatolia Kliniği Bağımlılık servisine 01 Ocak-15 Nisan 1998 tarihleri
arasında yatan 100 damar içi madde kullanıcısı ile yaptığı çalışmanın
sonuçlarına göre damar içi madde kullanıcıları HIV açısından yüksek
riskli davranışlar içerisinde bulunmaktadır, fakat vakaların üçte ikisi
kendisini risk altında görmemektedir. Çalışmada enjektörlerini paylaşan
ve paylaşmayan katılımcılar HIV riskine ilişkin farkındalıkları
açısından karşılaştırıldığında, enjeksiyon gereçlerini paylaştığını
ifade eden katılımcıların paylaşmayanlara göre kendisini daha fazla HIV/AIDS
riski altında gördüğü belirlenmiştir. Gassop ve arkadaşlarının
yaptıkları çalışma da (1993) bu bulguları destekler görülmektedir. Riske
ilişkin farkındalık paylaşım davranışından kaçınma ile ilişkili
bulunmamıştır.
|