|
Madde bağımlılığı ile AIDS arasında yakın bir ilişki olduğu birçok
araştırmada gösterilmiştir. Her ikisi arasındaki ilişki birçok etkenden
kaynaklanmaktadır.
Damar İçi Madde Kullanımı
Damar içi kullanılan maddeler; opiyatlar (doğal opiyatları örn. morfin,
yarı sentetikleri örn. eroin ve morfin benzeri) , amfetamin veya
amfetamin benzeri maddeler, kokain, fensiklidin veya benzer etki
gösteren maddeler, sedatif, hipnotik ya da anksiyolitiklerden
benzodiazepinler, barbitüratlar, karbamatlar şeklinde sayılabilir.
Şırınga kullanımı
En
önemli nedenlerden birisi madde bağımlılarının şırınga kullanmasıdır.
Damar yolu ile madde kullanan kişilerde şırınga temizliğine dikkat
edilmesi ve birçok bağımlının aynı şırıngayı kullanması enfeksiyonun
bulaşmasına neden olmaktadır. Bağımlılar çoğunlukla toplumun diğer
üyelerinden ayrı, gruplar halinde yaşam sürmektedir. Özellikle
bağımlıların grup halinde yaşadığı ve birlikte madde kullandığı
alanlarda bulaşma çok hızlı olmaktadır.
Damar yolu ile madde kullanım oranı ile AIDS arasında doğrudan bir
ilişki var. Bu nedenle damar yolu ile madde kullanan bağımlıların, genel
madde kullanıcısı olanlar içindeki oranı önemlidir. Şırınganın ne oranda
başkaları ile paylaşıldığı AIDS bulaşma riski için önem taşımaktadır.
Maddelerin kullanımındaki farklı tarzlar da HIV enfeksiyonu riskini
artırabilir. Örneğin kimi bağımlı "booting" denilen yöntemle kanını önce
şırıngaya çekerek şırınga içindeki maddeyle karıştırır ve sonra da bu
karışımı enjekte eder. Bu şekilde madde etkisini arttırdığını
düşünmektedir. Bu yöntemle şırıngada tortu olarak kan bulunması ve
dolayısıyla da şırınganın bir sonraki kullanıcısının risk alması
olasılığı daha fazla olmaktadır.
Speedball denen uygulamada da eroin ve kokain karıştırılarak birlikte
uygulanır ve 2 tane şırınga kullanılmış olması HIV bulaşma riskinin iki
katına çıkarmış olur. Ayrıca sadece iğne yada şırınga paylaşmanın değil,
diğer enjeksiyon gereçlerinin (ısıtıcı, pamuk vb) paylaşımı ile de HIV
yayılımı mümkündür.
Kullanılan madde türü iğne paylaşma olasılığını arttırabilir. Kokainin
kısa etki süresi nedeniyle daha sık enjeksiyon yapılması, kokain
kullanımında daha fazla HIV bulaşma riski yaratır. Ayrıca kokain
kullanımıyla ortaya çıkan hiperseksüalite nedeniyle kullanıcının daha
sık cinsel ilişkiye girdiği, çok eşli olduğu, eşlerinde seçici
davranmadığı ve kondom kullanma konusunda dikkatli davranmadığı
saptanmıştır.
Enjektörlerin temizlenme sıklığı kadar temizleme yolu da önemlidir.
Doğru olmayan şekillerde yapılan enjektör temizliğinin hiçbir yararı
olmayacaktır. Uygun enjektör temizliği ancak çamaşır suyu ve alkolle
mümkün olmaktadır. Yeni enjektörlerin temini kolaylaştıkça, enjeksiyon
paylaşımından doğan bulaşıcı hastalıkların yayılmasının azalacağı ve
toplum açısından koruyucu bir işlevi olması ayrıca önemli olmaktadır.
Steril Şırınga Kullanımı Damar İçi Madde Kullanıcıları İçin Neden
Gereklidir?
Damar içi kullanılan maddelerin hazırlanması ve enjekte edilmesi süreci
HIV enfeksiyonunun bulaşmasına olanak sağlamaktadır. Damar içi madde
kullanıcısı maddeyi enjekte etmeden önce iğnenin damar içinde olup
olmadığını anlamak için şırınganın pompasını geri çeker. Şırınganın
içine kan dolarsa, iğne damarda demektir ve damar içi madde kullanıcısı
maddeyi enjekte eder. Enjekte ettikten sonra, şırıngayı su ile çalkalar.
Bu su genellikle bir sonraki maddenin hazırlanma aşamasında kullanılır.
Damar içi madde kullanıcısı HIV pozitifse kanı birkaç hafta boyunca
etkin olacak virüsle birlikte bütün şırıngaya ve hazırlama aletlerine
bulaşacaktır.
Her
damar içi madde kullanıcısı - günde bir veya iki kez ensülin enjekte
eden şeker hastaları gibi - 1,000 kez enjeksiyon yapmaktadır.
Kullanılmış şırıngaların güvenli bir şekilde imhası için toplum temelli
yollar sağlamak halk sağlığı konusunda çok önemlidir.
Enfeksiyon, enfeksiyonlu damar içi madde kullanıcısının şırıngasını
diğerleri ile paylaşmasıyla doğrudan ya da enfeksiyonlu enjektörün su,
ısıtıcı, pamuk ve kaşık gibi aletlerle temas etmesi sonucu (bir başkası
kendi kişisel enjektörünü kullansa dahi) dolaylı yolla bulaşabilir.
Sokak satıcıları, arkadaşlar, şeker hastaları gibi yasadışı kaynaklardan
temin edilen şırıngalar steril olmayabilir ve kullanılmış, kanla temas
etmiş olabilir; kullanılmış şırıngalar bazen paketlenip yeniymiş gibi
satılır.
Madde kullanımına devam eden damar içi madde kullanıcılarının steril
şırıngalara kolay ulaşımı damar içine madde enjekte etmeyi veya damar
içi madde kullanıcısı sayısını artırmaz. Şırınga paylaşımını ve yeniden
kullanımını azaltır.
Dolaylı İğne Paylaşımı
Bir
başka madde enjeksiyon uygulama kategorisi de dolaylı iğne paylaşımı
olarak adlandırılabilir çünkü bireyler arasında direk olarak bulaşmış
iğne ve şırınga paylaşımını içermez. Onun yerine, dolaylı paylaşım
bulaşmış olabilecek diğer madde hazırlama ve enjeksiyon gereçlerini
içerir. Örneğin ısıtıcılar, pamuk, temizleme suyu ile yükleme öncesi ve
sonrası madde-paylaşımı uygulaması.
Isıtıcı
toz halindeki maddenin suyla karıştırılıp ısıtıldığı kaşık veya soda
şişesinin dibi gibi küçük bir kaptır. Isı maddenin çözünür hale geldiği
noktaya kadar uygulanır; fazladan bir ısı (ki bunun steril etme gibi bir
etkisi olabilir) uygulanmaz. Her damar içi kullanıcısı iğne ve
şırıngasını aynı ısıtıcıdaki solüsyona batırıp çektikleri için (o sırada
veya daha sonraki kullanımlarda) potansiyel bir bulaşma söz konusu
olabilir.
Pamuk
- Damar içi madde kullanıcıları pamuğu filtre gibi kullanarak solüsyonu
iğne ve şırıngalarına çekerler. Madde solüsyonuna batırılan pamuk,
genellikle her kullanımdan sonra atılmaz. Onun yerine daha sonra madde
sıkıntısı yaşadıklarında artıkları değerlendirmek için ıslatılmak üzere
kaplarda saklanır. Bulaşmış iğne pamuğa batırılırsa, virüs transmisyonu
ihtimali söz konusudur.
Temizleme suyu (rinse water)
farklı kullanıcıların iğne ve şırınga kullanımları arasında
enjektörlerini batırıp fışkırttıkları musluk suyudur. İğne ve şırıngalar
bu temizleme suyuna batırıldıkça, su kirlenir. Su kullanıldıkça daha çok
kirlenir, özellikle şırıngaya çekilen su aynı kaba geri fışkırtılırsa ve
o su tekrar temizleme suyu olarak kullanılırsa kirlenme oranı artar.
Üstelik, temizleme suyu genelde sadece temizleme için değil enjekte
edilen madde solüsyonunun hazırlanmasında da kullanılır. Temizleme
suyunun paylaşılmasındansa bu kirli suyun enjekte edilmesi HIV
transmisyonunda büyük bir tehlikedir, özellikle de kokain enjeksiyonunda
çünkü kokain suda çözülebilir ve her zaman çözülmesi için ısıtıcıda
ısıtılması gerekmez (seyreltici kullanıldığında).
Doldurma öncesi (frontloading)
karıştırıcının/dağıtıcının şırıngasından diğer katılımcıların
şırıngalarına paylaştırmayı içerir. Doldurma sonrası (backloading)
maddenin - alıcı şırınganın pompasının çıkarılıp - bir şırıngadan
diğerine transfer edilmesini içerir. Madde solüsyonu ayrıca
karıştırıcının/dağıtıcının kendi payı hariç diğer solüsyonu ısıtıcıya
geri püskürtüp diğer kullanıcıların kendi paylarını ısıtıcıdan çekmeleri
yoluyla da taksim edilebilir.
Yüksek Riskli Cinsel Davranışlar
Bağımlıların yaşam tarzı oldukça marjinaldir. Marjinal yaşantının bir
parçası olarak cinsel davranışları da sıra dışıdır. Yüksek riskli cinsel
davranışlar gösterirler. Fütursuz, çok eşli ilişkiler yaşayabilirler. Bu
da AIDS'e neden olabilecek önemli bir faktördür. Zaten madde
kullanıcılarının genel olarak riski göze alan davranışlar sergilediği
bilinmektedir. Bu nedenle cinsel ilişkilerinde sıra dışılığın ötesinde
riski göze almak, davranış biçimlerinin bir devamı olarak görülebilir.
HIV'li erkeklerde sperm çok yüksek oranda HIV içermektedir. HIV'ın en
çok taşındığı vücut sıvısıdır. Vajinal sıvı sperme oranla daha az
taşıyıcı rol üstlenmektedir. Cinsel temasla HIV geçişi esas olarak
vajinal ve anal ilişki yolu iledir. Cinsel ilişki sırasında bulaşma
genital organlardaki mukozanın enfekte sıvılarla doğrudan teması sonucu
meydana gelmektedir. Buralardaki mukoza dokularının geçirgenliği ve yine
mekanik travma sonucu oluşabilecek sıyrıklar virüsün vücuda girişine
oldukça uygundur.
Genital ülserlere neden olabilen cinsel yolla bulaşan hastalıkların
(sifilis, gonore, Herpes Simplex Virüs'ün neden olduğu hastalıklar gibi)
lezyon bölgelerinde HIV'in geçişini kolaylaştırdığı bildirilmiştir.
Cinsel ilişki sırasında her zaman doğru ve kaliteli bir kondom
kullanılmasının kişiyi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruduğu
bilinmektedir. Ancak kondom kullanımının %100 güvenli olduğunu söylemek
güçtür.
Cinsel yolla bulaşma kondom/prezervatif kullanımı gibi diğer risk
faktörlerinin yaygınlığı kadar cinsel birleşmenin türüne ve sıklığına da
bağlıdır. Anal birleşme bireylerin cinsel oryantasyonu ne olursa olsun
daha risklidir (Kingsley ve ark., 1987; Winkelstein ve ark., 1987), ve
enfeksiyonlu biriyle sık korunmasız cinsel ilişki de (vajinal veya anal)
transmisyon olasılığını artırmaktadır (Padian ve ark., 1990; Lazzarin ve
ark., 1991).
Heteroseksüel bulaşmaya gelirsek, diğer cinsel yolla bulaşan
hastalıklarda olduğu gibi, kadınlar erkeklere oranla daha çok risk
altındadır (Aral, 1993). Bununla birlikte, yine diğer cinsel yolla
bulaşan hastalıklarda olduğu gibi, transmisyon iki yönde de oluşur
(kadından erkeğe, erkekten kadına). Feucht ve arkadaşları (1990) damar
içi madde kullanıcılarının cinsel davranışlarını betimlemiştir. Erkek
damar içi madde kullanıcılarının çoğu cinsel olarak aktif, heteroseksüel
ve çok eşlidir.
Değişik maddelerin riskli cinsel davranışlarda farklılıklar doğurduğu
bilinmektedir. Kokain kullanımıyla ortaya çıkan hiperseksüalite
nedeniyle; kullanıcıların daha sık cinsel ilişkiye girdiği, cinsel
partnerlerinin sayısı, seçimi ve kondom kullanımı konusunda dikkatli
davranmadıkları bilinmektedir.
Doğum Yoluyla Bulaşma
Kadın damar içi madde kullanıcıları veya erkek damar içi madde
kullanıcılarının eşleri doğum yoluyla bulaşma riski en çok olan gruptur.
Enfeksiyonlu anneden çocuğuna HIV bulaşması doğum öncesi anne karnında,
doğum sırasında veya doğum sonrası emzirme sırasında meydana gelebilir.
Anne sütü ile bulaşma olasılığı, gebelik ve doğum sırasındaki bulaşma
olasılığına oranla daha düşüktür.
Birçok HIV pozitif hamile kadın enfekte olduklarının farkında
olmadıkları için çocuklarının erken tanı ve tedavisi de mümkün
olmamaktadır.
HIV
pozitif annenin ikiz çocuklarında, sezaryenle doğum olsa dahi, ilk
doğanda enfeksiyon görülme olasılığı daha yüksektir. Bu doğum
sürecindeki faktörlerin enfeksiyon riskini etkilediğini göstermektedir.
Madde ve alkolün kişinin kontrolünü kaldırıcı işlevi
Kişisel kontrol, kişiyi riskli davranışlardan koruyan bir etkendir. Bir
davranış öncesi sosyal kontrol mekanizmaları devreye girer ve bizim o
davranışları sergilememizi engeller. Madde kullanımı kişinin
inhibisyonlarını kaldırır. İnhibisyonların kalkması kontrolsüz
davranışları artırmaktadır. Bunun sonucu kontrolsüz cinsel ilişkiler
ortaya çıkabilir. Kontrolsüz cinsel ilişki de AIDS'in bulaşma riskini
artırmaktadır.
Madde kullanımının immün sistem üzerine etkileri
Madde kullanımı bedenin direncini kırmakta, immün sistem üstüne
baskılayıcı bir etki oluşturmaktadır. Bu da AIDS enfeksiyonunun
yerleşmesine olanak tanımaktadır. Maddenin immün sistemin, hastalığa
karşı mücadelesini baskılama yoluyla infeksiyon sürecini değiştirerek,
AIDS seyrini hızlandıracağı ve yaşam sürecini kısaltacağı sonucuna
varılmıştır. Kokain, morfin ve eroinin hücre içinde HIV büyümesini
hızlandırdığı da bilinmektedir.
Kullanılan maddenin kendisinin immun sistemi baskılamasının yanında,
madde kullanıcılarının yaşam tarzları da immun sistem üstüne olumsuz
etkiler göstermektedir. Bu nedenle herhangi bir enfeksiyonun yerleşmesi
de daha kolay olmaktadır.
Madde bağımlılarında cinsel yolla bulaşan hastalıklara sık
rastlanmaktadır. Bunlar arasında sifiliz , şankr ve herpes gibi genital
ülser yapan hastalıkların hasarlı bölge çevresinde virüse giriş kapısı
yaratarak HIV bulaşımını artırdıkları düşünülmektedir. HIV pozitif damar
yoluyla madde kullanıcılarında, tüberküloz ve bakteriyel pnömonilere 5
kat daha fazla sıklıkla rastlanmaktadır.
Madde için seks
Bunların dışında çok önemli bir diğer etken ise madde satın alabilmek
amacı ile cinsel ilişkiye girmenin bağımlılar arasında sık görülmesidir.
"Madde için seks" (sex for crack) çok önemli bir boyutu oluşturmaktadır.
Kadın madde kullanıcılarının madde kullanılan ortamlarda madde
karşılığında değişik eşlerle seks yaptıkları ve bu şekilde HIV riskini
arttırdıkları bilinmektedir. Damar yoluyla madde kullanan kadınların
%30-50'sinin seks işçisi olarak çalıştığı bildirilmiştir. Bu durum HIV
riskini artıran bir etkendir.
|