|
HIV
olan hastalarda ruhsal sorunlar
HIV
olan hastalarda uyum bozuklukları, uyku bozukluğu, depresyon ve kişilik
sorunları ortaya çıkabilir. Mani, HIV'li hastalarda sıklıkla görülür
(%8). Deliryum ve demans ile onlara eşlik eden psikotik tablolar da
sıklıkla görülen diğer sorunlardır. HIV pozitif madde bağımlılarında
görülen psikiyatrik bozukluklar 4 ana kategoriye ayrılabilir:
1.
Maddeye bağlı psikiyatrik bozukluk
2.
HIV'le ilişkili psikiyatrik bozukluk
3.
Tedaviye ilişkili psikiyatrik bozukluk
4.
Önceden var olan psikiyatrik bozukluk
Bir
hasta bu kategorilerden biri ya da daha fazlasına dahil olabilir.
Nörolojik ve psikiyatrik anormalikler HIV infeksiyonun ilk semptomları
arasında bulunabilir AIDS' in nöropisikiyatrik manifestasyonlarının çoğu
doğrudan HIV'in MSS'deki varlığına dayandırılır. HIV pozitif madde
bağımlıları arasında yaygın görülen mental bozukluklar şunlardır:
Uyum bozukluğu:
Genellikle anksiyöz mizaçla karakterizedir. Zamanla kısıtlı olma
eğilimindedir. (3-4 hafta arası). HIV enfeksiyonu olduğunu öğrenme ya da
hastalık şiddetinde artma gibi akut strese verilen akut cevaptır.
İnsomnia:
Stimulan intoksikasyonu ya da depresanların yokluğu gibi durumlarda sık
rastlanan bir problemdir. İnsomnia insidansı da HIV hastalığının
gelişimiyle beraber artar. Hafif ya da orta dereceli insomnia ya da
anksiyete genellikle tedavi gerektirmez. Bu durumdaki hastalar ilaca
başvurmadan önce grup toplantılarına ya da psikoterapilere katılmaları
için teşvik edilmelidir.
Depresyon:
Depresyon HIV infeksiyonunu öğrenmeye ya da hastalığın ağırlaşmasına
verilen yaygın bir cevaptır. Depresyon , madde kullanımı öncesinde ya da
beraberinde var olabilir . Hasta madde yoksunluğundan sonraki uzamış
zaman periodunda da depresyona girmiş olabilir. Depresyon , Trisiklik
Antidepresanlar ve SSRI grubu antidepresanlarla tedavi edilebilir .
Madde kullananlarda Monoaminoksidaz inhibitörlerinden kaçınılmalıdır ,
çünkü bunların alkol , opiatlar ve kokainle etkileşimleri vardır .
AIDS'da depresyonun tedavisinde psikostımülanları da tavsiye edenler
vardır ancak bu konuda yapılmış çalışma henüz yoktur. bununla beraber
psikostimülanların madde kullananlarda kokain isteğini presipite ettiği
bilinmektedir , bu nedenle özellikle de hastada kokain kullanımı
anamnezi varsa bu tür maddeler dikkatli kullanılmalıdır.
Mani:
Mani, HIV hastalarında sık görülür . Bir çalışmada bir HIV kliniğindeki
hastaların %8'inde görüldüğü bildirilmiştir . Mani , madde
bağımlılığının özellikle kokain ve stimulanların bir komplikasyonu da
olabilir . Maninin madde bağımlılığı ya da HIV tarafından indüklendiğine
karar vermek güç olabilir
Demans:
Madde bağımlılığı , HIV ve daha pek çok nedenden kaynaklanmış olabilir.
Çeşitli etyolojilere bağlı olarak ortaya çıkmış demansları birbirinden
ayırmak güç olabilir . Demansın bütün formları kognitif , davranışsel ve
motor anormaliklerle presente olabilir . AIDS demans kompleksi (ADC ),
Demans, HIV enfeksiyonun en yaygın SSS komplikasyonudur. HIV-1 ,
enfeksiyöz sürecin başlarında SSS'ni enfekte eder ve SSS' da tespit
edilebilir ve yıllarca latent kalabilir . ADC genellikle hastada , major
oportünistik bir enfeksiyon geliştikten sonra kendini gösterir . HIV-1 ,
rölatif olarak korteksin korunmasıyla santral ve periferik sinir
sistemini etkiler . Asıl nöropatolojik anormalllikler subkortikal
yapıllarda , santral beyaz madde , derin gri yapılar (thalamus ve bazal
ganglionları da içerecek şekilde )ve beyin sapındadır . Bundan dolayı
ADC , bir subkortikal demanstır.
Deliryum:
HIV enfeksiyonlu kişilerde hastalığın herhangi bir anında görülebilir
ancak sistemik hastalık varlığında görülmesi daha yaygındır . Madde
entoksikasyonu ya da yoksunluğu bütün hastalarda deliryum gelişimine
anlamlı oranda katkıda bulunur.
Psikoz:
Psikotik semptomlar ilerlemiş HIV demansı ya da deliryumda görülebilir
ve maddenin indüklediği halüsinasyon ve hezeyenlerden ayırmak
güç.olabilir ÖRN:paranoid psikoz kokain kullanımından kaynaklanabilir.
Kişilik Bozukluğu:
HIV pozitif madde bağımlıları yüksek oranda kişilik bozukluğuna
sahiptir, özellikle de antisosyal ve borderline tipte . Bu kişilik
bozukluklarının varlığı hasta için tedaviye uyum sorunu yaratabilir.
HIV
pozitif madde bağımlılarındaki psikiyatrik semptomların uygulanan
tedaviden kaynaklanabileceğinin farkında olunmalıdır . ÖRN: Yüksek doz
Zidovudine (AZT) (günde 600 mg. üzerindeki dozlarda) , anksiyete ,
insomnia ya da hiperaktiviteye neden olabilir.
İleri evre AIDS hastalığında , kognitif bozukluklu madde bağımlısında,
hafıza ve diğer kognitif fonksiyonlar ilaç kombinasyonları nedeniyle
kötüleşebilir , özellikle SSS depresanları (Benzodiazepinler, Trisiklik
antidepresanlar gibi ) ile.
HIV
pozitif madde bağımlılarında farmakolojik ve psikoterapötik önlemlerin
her ikisi de kullanılmalıdır. Psikoterapi ve destek grupları mental
bozukluğu olmayan HIV pozitif madde bağımlılarının tedavilerinin de
önemli bir kısmını oluşturur. İlaç tedavisinde, kötüye kullanım
olasılığı olmayan gruplar tercih edilmelidir.
HIV
pozitif hastaya yardım
HIV
pozitif hastaya yardım etmek için onu anlayışla ve empati kurarak
dinlemek bile yeterli olacaktır. Hastalığın inkarı sıklıkla görülebilir.
İnkar doğal bir tepkidir ve eğer kişiye zarar vermiyorsa yüzleştirilmesi
gerekmez. Ancak eğer tedaviyi uygulamıyor ya da uyum sağlamıyorsa bu
durumda yüzleştirmekte yarar olabilir. Terapist için hastası ile ölümü
konuşmak oldukça zordur. Ancak hastanın hastalığı son döneme gelmeden bu
konuyu konuşmakta yarar vardır.
Konuyu açmak için şöyle bir soru kullanılabilir: "eğer kendine
bakamayacak kadar kötü olursan, ne yapmayı planlıyorsun?". Terapist
hastasını bilgilendirmelidir ancak bunun koşulu ise hastanın ne oranda
bilgilenmek istediğidir.
Madde bağımlılığında suisid riski artmıştır . HIV ile enfekte bireylerde
de suisid riski olabilir. Bu nedenle ilaç seçimi dikkatle yapılmalıdır.
AIDS hastalığının sonucu olarak sağlığın bozulması madde kullanımının
relapsı için bir risk faktörüdür . Korku, anksiyete ve üzüntünün
yanısıra AIDS hastalığı ile ilişkili ağrı, azalmış işlevsellik,
yorgunluk ve halsizliği içeren fiziksel ve psikolojik stresler madde
kullanımının yeniden başlaması için risk yaratır. Çoğu hastada bu
anlarda ilave psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyulur. Danışman bu dönüm
noktalarına ulaşıldığında hastanın tedavi planının fayda görüp
görmeyeceğine karar vermelidir çoğu hastada 4 dönüm noktası vardır:
1.
HIV enfeksiyonu için test yaptırmaya karar vermek ve test
sonuçlarını beklemek. (Bu bazı hastalarda relaps için bir risk faktörü
olabilirken, diğerlerine bağımlılık tedavisine başlamak için bir uyarı
yaratabilir).
2.
HIV testinin sonucunu almak
3.
AIDS hastalığının ilk semptomlarının gelişmesi.
4.
AIDS tanısı konması
Yukarıda görülen ruhsal sorunlarda kullanılan psikotrop ilaçların
etkileri ve HIV için kullanılan ilaçlarla etkileşiminin bilinmesi büyük
önem taşır. Psikotrop ilaçlar en düşük etkili dozda kullanılmalıdır.
Karbamazepin, nötropeni yapabileceği için HIV olan hastalarda
kullanımından kaçınılmalıdır. Yine kemik iliği üstüne olan etkilerinden
dolayı klozapinden kaçınmak gerekir. HIV'li hastalarda EPS görülme
riskinin daha yüksek olduğu hatırlanmalıdır. Depresyon tedavisinde
trisiklik antidepresanlardan yan etkileri nedeniyle kaçınılmalı, onun
yerine SSRI ilaçlar ya da nefazodon tercih edilmelidir.
Benzodiazepinler gibi bağımlılık potansiyeli olan ilaçlar
kullanılmamalıdır. İleri dönemlerde antiepresanlar HIV'li hastalarda
maniye yol açabilir. Yine sedatif hipnotik ilaçlar konfüzyona yol
açabileceğinden kullanılmaması gerekir.
HIV'le ilişkili strese bağlı olarak relaps riski altındaki hasta için şu
stratejiler izlenebilir:
1.
Bireysel danışmanlık
2.
Aynı özellikteki hastalardan oluşan bir destek grubuna katılımı
sağlamak.
3.
Fiziksel rahatsızlığı veya anksiyeteyi gidermek için tıbbi tedavi
uygulamak.
4.
Relaksasyon ve stres tedavi teknikleri
5.
Boş zamanları değerlendirme ve eğlence aktiviteleri önermek.
Ölümle karşılaşan birçok insanın belirli evrelerden geçtiği
bilinmektedir. Bunu burada kısaca hatırlamakta yarar var.
İnkar dönemi:
Bu dönemde hasta hastalığını inkar etmektedir. Aslında bunu kendisini
hazırlaması için bir zaman talebi olarak görebiliriz. Yukarıda da
belirtildiği gibi inkar doğal bir tepkidir ve kişinin yüzleştirilmesi
gerekmez.
Öfke dönemi:
Bu dönemde kişi hastalığı kabul etmiştir ancak isyan etmektedir. Öfke
genelde en yakındaki insanlara gösterilir. Bunların arasında sağlık
görevlileri de olabilir. Öfkenin aynı zamanda bir test olduğunu da
söyleyebiliriz. Kişi sona yaklaşmış birine sizin nasıl davranacağınızı
test etmektedir.
Pazarlık dönemi:
Bu dönemde eğer kişi uyumlu davranırsa mucizevi bir şekilde
iyileşebileceğini düşünmektedir. Yapılan hatalar düzeltilmeye, yaşamın
sonu ile ilgili hazırlıklar yapılmaya başlanır.
Depresyon dönemi:
Bu dönem inkarın bittiği, hastalığı ile ilgili bilgilerin gerçek
olduğunu kabul edildiği ve sonucun kaçınılmaz olduğunu anladığı
zamandır. Depresyon dönemi sırasında kişi bir enerji depolar ve ilerdeki
dönemlerde bunu kullanır.
Kabullenme dönemi:
Artık kişi durumu kabullenmiştir. Gerçekçi planlar yapar, kendisine
seçenekler bulur.
Hastanın yaşadığı bu dönemlerde terapist de zorlanır. Kimi zaman
kendisinin ölümle ilgili düşünce ve inanışlarını gözden geçirmesi
gerekir. Ancak yardımcı olmanın ötesinde, hastasına her şeyini
adamamalı, onu bekleyen başka yardım arayışındaki kişileri
unutmamalıdır.
|