Yeni Sayfa 1
 
 
www.yeniden.org.tr   
 

4pt

a

YENİDEN
Etkinlikler
İletişim
Hakkımızda
Eğitim
Danışmanlık
BAĞIMLILIK
Bilgi Merkezi
Önleme Merkezi
Hayatta Kal
Belge Merkezi
YAYINLAR
Bilgi Notu
Broşürler
Raporlar
Kılavuzlar
Kitaplar
Araştırmalar
Filmler
Özel Sayfalar
Okulda Suç ve Şiddet
Ticari Cinsel Sömürü
Sokak Çocukları
Suç ve Ergen
Ergen Üreme Sağlığı
 
 

Reklam

 

 

Sitemizin yapımı devam etmektedir.Bu nedenden dolayı oluşan hatalardan dolayı özür dileriz.

 

 

Bu web sitesi, Kültegin Ögel’in danışmanlığında hazırlanmıştır

DİKKAT:
Bu sitede yer alan bazı belgeler Winrar programıyla sıkıştırılmıştır. Ayrıca belgelerin içeriklerini okuyabilmeniz için de Adobe reader'e ihtiyacınız olacaktır. Bu programları indirmek için tıklayın…

Ziyaretçi Sayısı:105664

www.yeniden.org.tr

      A

      Ana Sayfa  > Hayatta Kal >  Bilgiler  

HIV İLE MADDE BAĞIMLILIĞINDA YAKLAŞIM VE TEDAVİ

HIV olan hastalarda ruhsal sorunlar

HIV olan hastalarda uyum bozuklukları, uyku bozukluğu, depresyon ve kişilik sorunları ortaya çıkabilir. Mani, HIV'li hastalarda sıklıkla görülür (%8). Deliryum ve demans ile onlara eşlik eden psikotik tablolar da sıklıkla görülen diğer sorunlardır. HIV pozitif madde bağımlılarında görülen psikiyatrik bozukluklar 4 ana kategoriye ayrılabilir:

1.       Maddeye bağlı psikiyatrik bozukluk

2.       HIV'le ilişkili psikiyatrik bozukluk

3.       Tedaviye ilişkili psikiyatrik bozukluk

4.       Önceden var olan psikiyatrik bozukluk

Bir hasta bu kategorilerden biri ya da daha fazlasına dahil olabilir. Nörolojik ve psikiyatrik anormalikler HIV infeksiyonun ilk semptomları arasında bulunabilir AIDS' in nöropisikiyatrik manifestasyonlarının çoğu doğrudan HIV'in MSS'deki varlığına dayandırılır. HIV pozitif madde bağımlıları arasında yaygın görülen mental bozukluklar şunlardır:

Uyum bozukluğu:
Genellikle anksiyöz mizaçla karakterizedir. Zamanla kısıtlı olma eğilimindedir. (3-4 hafta arası). HIV enfeksiyonu olduğunu öğrenme ya da hastalık şiddetinde artma gibi akut strese verilen akut cevaptır.

İnsomnia:
Stimulan intoksikasyonu ya da depresanların yokluğu gibi durumlarda sık rastlanan bir problemdir. İnsomnia insidansı da HIV hastalığının gelişimiyle beraber artar. Hafif ya da orta dereceli insomnia ya da anksiyete genellikle tedavi gerektirmez. Bu durumdaki hastalar ilaca başvurmadan önce grup toplantılarına ya da psikoterapilere katılmaları için teşvik edilmelidir.

Depresyon:
Depresyon HIV infeksiyonunu öğrenmeye ya da hastalığın ağırlaşmasına verilen yaygın bir cevaptır. Depresyon , madde kullanımı öncesinde ya da beraberinde var olabilir . Hasta madde yoksunluğundan sonraki uzamış zaman periodunda da depresyona girmiş olabilir. Depresyon , Trisiklik Antidepresanlar ve SSRI grubu antidepresanlarla tedavi edilebilir . Madde kullananlarda Monoaminoksidaz inhibitörlerinden kaçınılmalıdır , çünkü bunların alkol , opiatlar ve kokainle etkileşimleri vardır . AIDS'da depresyonun tedavisinde psikostımülanları da tavsiye edenler vardır ancak bu konuda yapılmış çalışma henüz yoktur. bununla beraber psikostimülanların madde kullananlarda kokain isteğini presipite ettiği bilinmektedir , bu nedenle özellikle de hastada kokain kullanımı anamnezi varsa bu tür maddeler dikkatli kullanılmalıdır.

Mani:
Mani, HIV hastalarında sık görülür . Bir çalışmada bir HIV kliniğindeki hastaların %8'inde görüldüğü bildirilmiştir . Mani , madde bağımlılığının özellikle kokain ve stimulanların bir komplikasyonu da olabilir . Maninin madde bağımlılığı ya da HIV tarafından indüklendiğine karar vermek güç olabilir

Demans:
Madde bağımlılığı , HIV ve daha pek çok nedenden kaynaklanmış olabilir. Çeşitli etyolojilere bağlı olarak ortaya çıkmış demansları birbirinden ayırmak güç olabilir . Demansın bütün formları kognitif , davranışsel ve motor anormaliklerle presente olabilir . AIDS demans kompleksi (ADC ),

Demans, HIV enfeksiyonun en yaygın SSS komplikasyonudur. HIV-1 , enfeksiyöz sürecin başlarında SSS'ni enfekte eder ve SSS' da tespit edilebilir ve yıllarca latent kalabilir . ADC genellikle hastada , major oportünistik bir enfeksiyon geliştikten sonra kendini gösterir . HIV-1 , rölatif olarak korteksin korunmasıyla santral ve periferik sinir sistemini etkiler . Asıl nöropatolojik anormalllikler subkortikal yapıllarda , santral beyaz madde , derin gri yapılar (thalamus ve bazal ganglionları da içerecek şekilde )ve beyin sapındadır . Bundan dolayı ADC , bir subkortikal demanstır.

Deliryum:
HIV enfeksiyonlu kişilerde hastalığın herhangi bir anında görülebilir ancak sistemik hastalık varlığında görülmesi daha yaygındır . Madde entoksikasyonu ya da yoksunluğu bütün hastalarda deliryum gelişimine anlamlı oranda katkıda bulunur.

Psikoz:
Psikotik semptomlar ilerlemiş HIV demansı ya da deliryumda görülebilir ve maddenin indüklediği halüsinasyon ve hezeyenlerden ayırmak güç.olabilir ÖRN:paranoid psikoz kokain kullanımından kaynaklanabilir.

Kişilik Bozukluğu:
HIV pozitif madde bağımlıları yüksek oranda kişilik bozukluğuna sahiptir, özellikle de antisosyal ve borderline tipte . Bu kişilik bozukluklarının varlığı hasta için tedaviye uyum sorunu yaratabilir.

HIV pozitif madde bağımlılarındaki psikiyatrik semptomların uygulanan tedaviden kaynaklanabileceğinin farkında olunmalıdır . ÖRN: Yüksek doz Zidovudine (AZT) (günde 600 mg. üzerindeki dozlarda) , anksiyete , insomnia ya da hiperaktiviteye neden olabilir.

İleri evre AIDS hastalığında , kognitif bozukluklu madde bağımlısında, hafıza ve diğer kognitif fonksiyonlar ilaç kombinasyonları nedeniyle kötüleşebilir , özellikle SSS depresanları (Benzodiazepinler, Trisiklik antidepresanlar gibi ) ile.

HIV pozitif madde bağımlılarında farmakolojik ve psikoterapötik önlemlerin her ikisi de kullanılmalıdır. Psikoterapi ve destek grupları mental bozukluğu olmayan HIV pozitif madde bağımlılarının tedavilerinin de önemli bir kısmını oluşturur. İlaç tedavisinde, kötüye kullanım olasılığı olmayan gruplar tercih edilmelidir.

HIV pozitif hastaya yardım

HIV pozitif hastaya yardım etmek için onu anlayışla ve empati kurarak dinlemek bile yeterli olacaktır. Hastalığın inkarı sıklıkla görülebilir. İnkar doğal bir tepkidir ve eğer kişiye zarar vermiyorsa yüzleştirilmesi gerekmez. Ancak eğer tedaviyi uygulamıyor ya da uyum sağlamıyorsa bu durumda yüzleştirmekte yarar olabilir. Terapist için hastası ile ölümü konuşmak oldukça zordur. Ancak hastanın hastalığı son döneme gelmeden bu konuyu konuşmakta yarar vardır.

Konuyu açmak için şöyle bir soru kullanılabilir: "eğer kendine bakamayacak kadar kötü olursan, ne yapmayı planlıyorsun?". Terapist hastasını bilgilendirmelidir ancak bunun koşulu ise hastanın ne oranda bilgilenmek istediğidir.

Madde bağımlılığında suisid riski artmıştır . HIV ile enfekte bireylerde de suisid riski olabilir. Bu nedenle ilaç seçimi dikkatle yapılmalıdır. AIDS hastalığının sonucu olarak sağlığın bozulması madde kullanımının relapsı için bir risk faktörüdür . Korku, anksiyete ve üzüntünün yanısıra AIDS hastalığı ile ilişkili ağrı, azalmış işlevsellik, yorgunluk ve halsizliği içeren fiziksel ve psikolojik stresler madde kullanımının yeniden başlaması için risk yaratır. Çoğu hastada bu anlarda ilave psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyulur. Danışman bu dönüm noktalarına ulaşıldığında hastanın tedavi planının fayda görüp görmeyeceğine karar vermelidir çoğu hastada 4 dönüm noktası vardır:

1.       HIV enfeksiyonu için test yaptırmaya karar vermek ve test sonuçlarını beklemek. (Bu bazı hastalarda relaps için bir risk faktörü olabilirken, diğerlerine bağımlılık tedavisine başlamak için bir uyarı yaratabilir).

2.       HIV testinin sonucunu almak

3.       AIDS hastalığının ilk semptomlarının gelişmesi.

4.       AIDS tanısı konması

Yukarıda görülen ruhsal sorunlarda kullanılan psikotrop ilaçların etkileri ve HIV için kullanılan ilaçlarla etkileşiminin bilinmesi büyük önem taşır. Psikotrop ilaçlar en düşük etkili dozda kullanılmalıdır. Karbamazepin, nötropeni yapabileceği için HIV olan hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır. Yine kemik iliği üstüne olan etkilerinden dolayı klozapinden kaçınmak gerekir. HIV'li hastalarda EPS görülme riskinin daha yüksek olduğu hatırlanmalıdır. Depresyon tedavisinde trisiklik antidepresanlardan yan etkileri nedeniyle kaçınılmalı, onun yerine SSRI ilaçlar ya da nefazodon tercih edilmelidir.

Benzodiazepinler gibi bağımlılık potansiyeli olan ilaçlar kullanılmamalıdır. İleri dönemlerde antiepresanlar HIV'li hastalarda maniye yol açabilir. Yine sedatif hipnotik ilaçlar konfüzyona yol açabileceğinden kullanılmaması gerekir.

HIV'le ilişkili strese bağlı olarak relaps riski altındaki hasta için şu stratejiler izlenebilir:

1.       Bireysel danışmanlık

2.       Aynı özellikteki hastalardan oluşan bir destek grubuna katılımı sağlamak.

3.       Fiziksel rahatsızlığı veya anksiyeteyi gidermek için tıbbi tedavi uygulamak.

4.       Relaksasyon ve stres tedavi teknikleri

5.       Boş zamanları değerlendirme ve eğlence aktiviteleri önermek.

Ölümle karşılaşan birçok insanın belirli evrelerden geçtiği bilinmektedir. Bunu burada kısaca hatırlamakta yarar var.

İnkar dönemi:
Bu dönemde hasta hastalığını inkar etmektedir. Aslında bunu kendisini hazırlaması için bir zaman talebi olarak görebiliriz. Yukarıda da belirtildiği gibi inkar doğal bir tepkidir ve kişinin yüzleştirilmesi gerekmez.

Öfke dönemi:
Bu dönemde kişi hastalığı kabul etmiştir ancak isyan etmektedir. Öfke genelde en yakındaki insanlara gösterilir. Bunların arasında sağlık görevlileri de olabilir. Öfkenin aynı zamanda bir test olduğunu da söyleyebiliriz. Kişi sona yaklaşmış birine sizin nasıl davranacağınızı test etmektedir.

Pazarlık dönemi:
Bu dönemde eğer kişi uyumlu davranırsa mucizevi bir şekilde iyileşebileceğini düşünmektedir. Yapılan hatalar düzeltilmeye, yaşamın sonu ile ilgili hazırlıklar yapılmaya başlanır.

Depresyon dönemi:
Bu dönem inkarın bittiği, hastalığı ile ilgili bilgilerin gerçek olduğunu kabul edildiği ve sonucun kaçınılmaz olduğunu anladığı zamandır. Depresyon dönemi sırasında kişi bir enerji depolar ve ilerdeki dönemlerde bunu kullanır.

Kabullenme dönemi:
Artık kişi durumu kabullenmiştir. Gerçekçi planlar yapar, kendisine seçenekler bulur.

Hastanın yaşadığı bu dönemlerde terapist de zorlanır. Kimi zaman kendisinin ölümle ilgili düşünce ve inanışlarını gözden geçirmesi gerekir. Ancak yardımcı olmanın ötesinde, hastasına her şeyini adamamalı, onu bekleyen başka yardım arayışındaki kişileri unutmamalıdır.

 

 

Bu Proje T.C. Sağlık Bakanlığı HIV/AIDS Önleme ve Destek Projesi kapsamında sağlanan hibe finansmanı desteğiyle ve AIDS savaşım derneğinin katkılarıyla, Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği tarafından yürütülmektedir.

Yeni Sayfa 1
SEÇMELER

Önleme sayfasına filmler ve yeni saydamlar eklendi

Madde kullanımı ve HIV/AIDS kitabı

Sokakta yaşayan ve madde kullanan çocuklar için psikososyal yaklaşım kılavuzu

Tüm Hakları Saklıdır. www.yeniden.org.tr 2008                 Tasarım Bayram İLYASOĞLU