Yeni Sayfa 1
 
 

www.yeniden.org.tr  

       BAĞIMLILIK BİLGİ MERKEZİ

 

4pt

a

MADDELER
TEMEL BİLGİLER
KİŞİYE ÖZEL
Anne Babalar İçim
Eğitimciler İçin
Arkadaşlar İçin
Dok. ve Eczacılar İçin
Alanda Çalışanlar İçin
ÖZEL SAYFALAR
Bağımsız Yazıları
Alkol Hakkında Her Şey
Bir Kahvenin Hatırı
Psikanalitik Yazılar
KENDİNE YARDIM
MERAKLISI İÇİN
YAYINLAR
BAŞVURU
BAĞLANTILAR
 
 
 
 

Reklam

 

Sitemizin yapımı devam etmektedir.Bu nedenden dolayı oluşan hatalardan dolayı özür dileriz.

 

 

Bu web sitesi, Kültegin Ögel’in danışmanlığında hazırlanmıştır

DİKKAT:
Bu sitede yer alan bazı belgeler Winrar programıyla sıkıştırılmıştır. Ayrıca belgelerin içeriklerini okuyabilmeniz için de Adobe reader'e ihtiyacınız olacaktır. Bu programları indirmek için tıklayın…

www.yeniden.org.tr

      A

      Bilgi Merkezi Ana Sayfa  > Bağımlılığa psikanalitik bakış > Bilgi

 

BAĞIMLILIĞA PSİKANALİTİK BAKIŞ

Dr. Defne Tamar Gürol

ŞİDDETLİ TUTKUNUN ÖYKÜSÜ

Madde kullanan kişiler toplumda korku yaratan, tehlikeli, kaçınılması ve uzak durulması gereken bireyler olarak değerlendirilir. Bu sadece toplum değil sağlık alanında çalışanların da mümkün olduğu kadar uzak durmak istedikleri bir populasyondur.

Madde kullanan kişiler açısından bakıldığında ise aslında bu bakış açısı ile bir örtüşme dikkati çekmektedir. Onlar da gerek giysileri, gerek davranışları, gerek yaşam tarzları ile bu toplumun dışında olma, kendi alt kültürleri içinde yaşamayı tercih etme ve tehlikeli olduklarını gösterme eğilimindedirler. Bir bağımlı bunu şöyle tanımlamıştı: “toplumun kabul ettiği herşeye karşı çıkma, tüm kalıplara başkaldırma”. Bunun için insanları rahatsız edecek şeyler yapabilirler. Bu aslında insanların korkarak onlardan uzak durmasını sağlamak için kullandıkları bir yoldur.

Bağımlılar maddenin zarar verici etkisine aldırmazlar. Hemen hepsi maddenin sağlıkları üstüne yaptığı olumsuz etkinin farkındadır.

Madde kullanımı birçok akut ve kronik fiziksel sorunlara yol açar. Akut sorunlar entoksikasyon sonucu yapılan kazalar ve aşırıdoz olabilir. Madde kullanım yaşam tarzının sürmesi ile beslenme bozuklukları, enfeksiyon hastalıklarına yatkınlığın artması ve genel olarak sağlıkta olumsuz etkilenme ortaya çıkar.

Hem kazara kem kaza dışı nedenlerle ortaya çıkan yaralanmalar madde kullanımı sonucudur. Ölümle sonuçlanan trafik kazalarının önemli bir kısmı madde kullanımı ile ilişkilidir.

Madde kullananlar daha erken ölürler. Madde kullanımına bağlı ölümler virüsler, kazalar, aşırıdoz, intihar, septisemi ve fiziksel sağlığın bozulmasına bağlı doğal ölümler şeklindedir.

Peki madde kullananlar neden kendilerine yönelik böyle bir şiddet uyguluyorlar?

Hayat bizim için çok zordur, bize bir sürü acı, hayal kırıklıkları ve imkansız görevler verir. Freud bu güçlüklerle başa çıkmak için üç tane önlem tanımlamıştır: mutsuzluğumuzu (ızdırabımızı) aydınlatmamıza neden olan güçlü saptırmalar, bunu azaltan yedek doyumlar ve buna karşı duyarsız bırakan psikoaktif maddeler. Bilimsel aktiviteler saptırmayı sağlar, sanat yedek doyumlar sunar, psikoaktif maddeler ise vücudumuzu etkiler ve kimyasını değiştirir.

Bu yöntemler içinde en etkili olan madde kullanımıdır. Maddeler doğrudan haz verici duyumlara neden olur. Aynı zamanda duyarlılığımızı yöneten şartları da değiştirerek acı veren (haz vermeyen) uyaranları alma yetisini ortadan kaldırır.

Madde kullanımı psikojenik bir semptomdur. Diğer psikojenik semptomlar gibi düzeltici bir girişimdir, duygusal çatışmalarına bir çözüm bulma girişimidir.

İlk psikanalitik yazarlar Freud, Abraham, Hartman, Rado madde kullanımının nedenlerini açıklamada dürtü teorisini kullanmışlar, kuvvetli libidinal dürtüler ve frustrasyon üstünde durmuşlardır.  Bağımlıların psikoseksüel gelişimde oral döneme saplandıkları ve maddeyi bu infantil doyum için kullandıklarını söylemişlerdir. Bağımlılık oral perversiyon olarak değerlendirilmiştir.

Bağımlılıkta dikkatimizi agresyona ilk çeken ise Glover olmuştur. Glover ise madde kullanımında agressif dürtülerin rolünün önemini vurgulamıştır. Maddenin sadizm ve saldırgan dürtüleri bastırmak için kullanıldığını bildirmiştir. Bunun sadik şarjları kontrol etmek için savunucu bir işlevi vardır.

Psikanalizde odak dürtüler ve çatışmalardan, duyguların düzenlenmesi, özgüven, davranış ve gerçekliğe intibak için ego ve kendilik yapılarının önemine çevrilmiştir. Madde bağımlılığının doğasını açıklamada akran grup baskısı, kaçış veya kendine zarar verme temaları üstünde durulmuştur. Burada akran grup baskısı üstünde durmak gerekebilir. Çünkü madde kullanımı çoğunlukla bir grup içinde gerçekleşen bireysel bir olaydır.

Modern psikodinamik açıklamalarda ise kişileri madde kullanımına yatkın kılan psikolojik hassasiyetler, bozukluklar ve acı üzerinde durulur. Madde kullanımı birbirini takip eden evrelerden oluşmaktadır. İlk madde kullanımı, maddenin yarattığı etkilerin araştırıldığı deneysel bir kullanımla başlar. Ancak birçok kişi için madde kullanımı bu deneysel evreden daha ileri evrelere geçmemektedir. Birkaç denemeden sonra bu etkiye ihtiyacı olmadığını düşünme ile madde kullanımını sürdürmezler. Bağımlılık ise bu evrelerin bir süreklilik içinde ilerlemesiyle gelişmektedir. Benzer sorunlar yaşandığı halde neden bazı kişiler madde kullanmakta, diğerleri ise kullanmamaktadır veya maddeyi denemiş olan bazı kişiler kullanıma devam etmezken, bazılarında bağımlılık gelişmektedir. Bu sorular cevaplanması zor olan ve üstünde bir anlaşmaya varılmamış olan sorulardır. Psikanalitik bakış açısıyla bakıldığında altta yatan bir psikopatolojinin varlığında bağımlılığın geliştiği düşünülmektedir. Kompülsif bir şekilde madde kullananlar, madde kullanımının onları rahatsız eden şeyden kurtardığı ve kaybettiği şeyi verdiğine inanırlar ve çoğunlukla farkında olmalarına rağmen tehlikeleri ve tehditlerini gözardı ederler.

Ergenlik döneminin madde kullanmaya başlamakta en önemli risk etkenlerinden biri olduğu gözönüne alınacak olursa; Chein ve ark. erişkin role geçmede yeterli hazırlık, model ve umut olmadığında ortaya çıkan ileri derecede rahatsız edici ergenlik anksiyetesi ile başa çıkmak için uyum sağlama çabası ile madde kullandıklarını ileri sürmüştür.

Birçok yazar bağımlılıkta belli ego fonksiyonlarının bozulduğunu ileri sürer. Bu bağımlılarda kendine zarar verme, özsaygılarını düzenleme kapasitesinde eksiklik ve kendilik duyularında kırılganlık ile kendini gösterir. Madde kullanımı intihar girişimi, tekrarlayan intihar girişimleri ve tamamlanmış intiharlar için önemli bir faktördür.

Maddenin kendine zarar verici kendini cezalandırıcı etkisi çok iyi bilinir. Bazı vakalarda madde kullanımı ve intihar arasındaki direkt eşdeğerlik gözlenebilir. Madde kullanımı çoğunlukla ancak herzaman değil yumuşatılmış ve uzamış intihar gerişimi olarak kabul edilir.

Bağımlılıkta kendi kendini tedavi etme hipotezi önemli bir yer tutmaktadır. Bu maddeler altta yatan psikiyatrik bozukluğa etki eder, acı veren bu duygulanımlar onları madde kullanımına yatkın kılar. Ezici duygulanımlara karşı yapay bir savunmadır.

Yalnızlık, boşluk ve depresyon, anlamsızlık ve yaygın bir sıkıntı madde kullanımından önce gelir. Yoğun, öldürücü bir öfke ve intikam alma duygusu çok şiddetlidir veya derin utanma ve neredeyse paranoid utangaçlık vardır veya incinme, reddedilme, terkedilme endişesi vardır.  Bir çok kişi maddenin onları normal ve gevşemiş hissettirdiğinden söz eder. Hastalar maddeleri kendilerini çok fazla rahatsız eden bu duygulanımlarla başa çıkmak için kullanır.

Krystal ve Raskin’e göre bağımlıların kendilerine iyi olmakta ciddi güçlükleri vardır. Diğerlerine karşı da olumlu ve olumsuz duyguları ile başa çıkmakta güçlük çekerler. Bu katı ve yaygın bölünme ve inkar savunma mekanizmaları yüzündendir. Maddeyi sadece kendi duygularına karşı savunma sağlamak için değil sevdikleri nesnelerle tek olma isteği gibi duyguları yaşamalarını da güvenli bir şekilde sağladığı için kullanırlar. Bu normal olarak onları agresyona karşı katı savunmalardan korur.

Madde kullanımı kendi kendini tedavi etmekse; farklı maddeler farklı etkileri nedeniyle belli kişiler tarafından kullanılmaktadır. Örneğin eroinin antiagresyon yapıcı etkisi olduğu, eroin kullananlarda bu etki nedeniyle bu maddenin seçildiği ileri sürülmektedir.

Bağımlıların tedavisinde ortaya çıkan en önemli güçlüklerden biri madde kullanma ihtiyacını doğuran duygusal ihtiyaçla başa çıkmaktır. En yetenekli psikanalist dahi geçici bile olsa örneğin esrarın anksiyete giderici etkisine ulaşamaz.

Homeros Helena’nın şarkısında şöyle der: “ şarap ve ot ile tüm yas ve kızgınlığın üstesinden gelinir ve kötü olan herşey unutulur.” Ancak bu ucuz bir haz elde etmek için pahalı bir yoldur.

* İstanbul Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenen Gençlik Üzerine Tartışmalar-IV “Şiddetli Gençlik” konulu sempozyumda sunulmuştur.

 
 

Tüm Hakları Saklıdır. www.yeniden.org.tr 2009                  Tasarım Bayram İLYASOĞLU