|
Madde kullanan kişiler toplumda korku yaratan, tehlikeli,
kaçınılması ve uzak durulması gereken bireyler olarak
değerlendirilir. Bu sadece toplum değil sağlık alanında
çalışanların da mümkün olduğu kadar uzak durmak istedikleri bir
populasyondur.
Madde kullanan kişiler açısından bakıldığında ise aslında bu
bakış açısı ile bir örtüşme dikkati çekmektedir. Onlar da gerek
giysileri, gerek davranışları, gerek yaşam tarzları ile bu
toplumun dışında olma, kendi alt kültürleri içinde yaşamayı
tercih etme ve tehlikeli olduklarını gösterme eğilimindedirler.
Bir bağımlı bunu şöyle tanımlamıştı: “toplumun kabul ettiği
herşeye karşı çıkma, tüm kalıplara başkaldırma”. Bunun için
insanları rahatsız edecek şeyler yapabilirler. Bu aslında
insanların korkarak onlardan uzak durmasını sağlamak için
kullandıkları bir yoldur.
Bağımlılar maddenin zarar verici etkisine aldırmazlar. Hemen
hepsi maddenin sağlıkları üstüne yaptığı olumsuz etkinin
farkındadır.
Madde kullanımı birçok akut ve kronik fiziksel sorunlara yol
açar. Akut sorunlar entoksikasyon sonucu yapılan kazalar ve
aşırıdoz olabilir. Madde kullanım yaşam tarzının sürmesi ile
beslenme bozuklukları, enfeksiyon hastalıklarına yatkınlığın
artması ve genel olarak sağlıkta olumsuz etkilenme ortaya çıkar.
Hem kazara kem kaza dışı nedenlerle ortaya çıkan yaralanmalar
madde kullanımı sonucudur. Ölümle sonuçlanan trafik kazalarının
önemli bir kısmı madde kullanımı ile ilişkilidir.
Madde kullananlar daha erken ölürler. Madde kullanımına bağlı
ölümler virüsler, kazalar, aşırıdoz, intihar, septisemi ve
fiziksel sağlığın bozulmasına bağlı doğal ölümler şeklindedir.
Peki madde kullananlar neden kendilerine yönelik böyle bir
şiddet uyguluyorlar?
Hayat bizim için çok zordur, bize bir sürü acı, hayal
kırıklıkları ve imkansız görevler verir. Freud bu güçlüklerle
başa çıkmak için üç tane önlem tanımlamıştır: mutsuzluğumuzu (ızdırabımızı)
aydınlatmamıza neden olan güçlü saptırmalar, bunu azaltan yedek
doyumlar ve buna karşı duyarsız bırakan psikoaktif maddeler.
Bilimsel aktiviteler saptırmayı sağlar, sanat yedek doyumlar
sunar, psikoaktif maddeler ise vücudumuzu etkiler ve kimyasını
değiştirir.
Bu yöntemler içinde en etkili olan madde kullanımıdır. Maddeler
doğrudan haz verici duyumlara neden olur. Aynı zamanda
duyarlılığımızı yöneten şartları da değiştirerek acı veren (haz
vermeyen) uyaranları alma yetisini ortadan kaldırır.
Madde kullanımı psikojenik bir semptomdur. Diğer psikojenik
semptomlar gibi düzeltici bir girişimdir, duygusal çatışmalarına
bir çözüm bulma girişimidir.
İlk psikanalitik yazarlar Freud, Abraham, Hartman, Rado madde
kullanımının nedenlerini açıklamada dürtü teorisini
kullanmışlar, kuvvetli libidinal dürtüler ve frustrasyon üstünde
durmuşlardır. Bağımlıların psikoseksüel gelişimde oral döneme
saplandıkları ve maddeyi bu infantil doyum için kullandıklarını
söylemişlerdir. Bağımlılık oral perversiyon olarak
değerlendirilmiştir.
Bağımlılıkta dikkatimizi agresyona ilk çeken ise Glover
olmuştur. Glover ise madde kullanımında agressif dürtülerin
rolünün önemini vurgulamıştır. Maddenin sadizm ve saldırgan
dürtüleri bastırmak için kullanıldığını bildirmiştir. Bunun
sadik şarjları kontrol etmek için savunucu bir işlevi vardır.
Psikanalizde odak dürtüler ve çatışmalardan, duyguların
düzenlenmesi, özgüven, davranış ve gerçekliğe intibak için ego
ve kendilik yapılarının önemine çevrilmiştir. Madde
bağımlılığının doğasını açıklamada akran grup baskısı, kaçış
veya kendine zarar verme temaları üstünde durulmuştur. Burada
akran grup baskısı üstünde durmak gerekebilir. Çünkü madde
kullanımı çoğunlukla bir grup içinde gerçekleşen bireysel bir
olaydır.
Modern psikodinamik açıklamalarda ise kişileri madde kullanımına
yatkın kılan psikolojik hassasiyetler, bozukluklar ve acı
üzerinde durulur. Madde kullanımı birbirini takip eden
evrelerden oluşmaktadır. İlk madde kullanımı, maddenin yarattığı
etkilerin araştırıldığı deneysel bir kullanımla başlar. Ancak
birçok kişi için madde kullanımı bu deneysel evreden daha ileri
evrelere geçmemektedir. Birkaç denemeden sonra bu etkiye
ihtiyacı olmadığını düşünme ile madde kullanımını sürdürmezler.
Bağımlılık ise bu evrelerin bir süreklilik içinde ilerlemesiyle
gelişmektedir. Benzer sorunlar yaşandığı halde neden bazı
kişiler madde kullanmakta, diğerleri ise kullanmamaktadır veya
maddeyi denemiş olan bazı kişiler kullanıma devam etmezken,
bazılarında bağımlılık gelişmektedir. Bu sorular cevaplanması
zor olan ve üstünde bir anlaşmaya varılmamış olan sorulardır.
Psikanalitik bakış açısıyla bakıldığında altta yatan bir
psikopatolojinin varlığında bağımlılığın geliştiği
düşünülmektedir. Kompülsif bir şekilde madde kullananlar, madde
kullanımının onları rahatsız eden şeyden kurtardığı ve
kaybettiği şeyi verdiğine inanırlar ve çoğunlukla farkında
olmalarına rağmen tehlikeleri ve tehditlerini gözardı ederler.
Ergenlik döneminin madde kullanmaya başlamakta en önemli risk
etkenlerinden biri olduğu gözönüne alınacak olursa; Chein ve
ark. erişkin role geçmede yeterli hazırlık, model ve umut
olmadığında ortaya çıkan ileri derecede rahatsız edici ergenlik
anksiyetesi ile başa çıkmak için uyum sağlama çabası ile madde
kullandıklarını ileri sürmüştür.
Birçok yazar bağımlılıkta belli ego fonksiyonlarının bozulduğunu
ileri sürer. Bu bağımlılarda kendine zarar verme, özsaygılarını
düzenleme kapasitesinde eksiklik ve kendilik duyularında
kırılganlık ile kendini gösterir. Madde kullanımı intihar
girişimi, tekrarlayan intihar girişimleri ve tamamlanmış
intiharlar için önemli bir faktördür.
Maddenin kendine zarar verici kendini cezalandırıcı etkisi çok
iyi bilinir. Bazı vakalarda madde kullanımı ve intihar
arasındaki direkt eşdeğerlik gözlenebilir. Madde kullanımı
çoğunlukla ancak herzaman değil yumuşatılmış ve uzamış intihar
gerişimi olarak kabul edilir.
Bağımlılıkta kendi kendini tedavi etme hipotezi önemli bir yer
tutmaktadır. Bu maddeler altta yatan psikiyatrik bozukluğa etki
eder, acı veren bu duygulanımlar onları madde kullanımına yatkın
kılar. Ezici duygulanımlara karşı yapay bir savunmadır.
Yalnızlık, boşluk ve depresyon, anlamsızlık ve yaygın bir
sıkıntı madde kullanımından önce gelir. Yoğun, öldürücü bir öfke
ve intikam alma duygusu çok şiddetlidir veya derin utanma ve
neredeyse paranoid utangaçlık vardır veya incinme, reddedilme,
terkedilme endişesi vardır. Bir çok kişi maddenin onları normal
ve gevşemiş hissettirdiğinden söz eder. Hastalar maddeleri
kendilerini çok fazla rahatsız eden bu duygulanımlarla başa
çıkmak için kullanır.
Krystal ve Raskin’e göre bağımlıların kendilerine iyi olmakta
ciddi güçlükleri vardır. Diğerlerine karşı da olumlu ve olumsuz
duyguları ile başa çıkmakta güçlük çekerler. Bu katı ve yaygın
bölünme ve inkar savunma mekanizmaları yüzündendir. Maddeyi
sadece kendi duygularına karşı savunma sağlamak için değil
sevdikleri nesnelerle tek olma isteği gibi duyguları
yaşamalarını da güvenli bir şekilde sağladığı için kullanırlar.
Bu normal olarak onları agresyona karşı katı savunmalardan
korur.
Madde kullanımı kendi kendini tedavi etmekse; farklı maddeler
farklı etkileri nedeniyle belli kişiler tarafından
kullanılmaktadır. Örneğin eroinin antiagresyon yapıcı etkisi
olduğu, eroin kullananlarda bu etki nedeniyle bu maddenin
seçildiği ileri sürülmektedir.
Bağımlıların tedavisinde ortaya çıkan en önemli güçlüklerden
biri madde kullanma ihtiyacını doğuran duygusal ihtiyaçla başa
çıkmaktır. En yetenekli psikanalist dahi geçici bile olsa
örneğin esrarın anksiyete giderici etkisine ulaşamaz.
Homeros Helena’nın şarkısında şöyle der: “ şarap ve ot ile tüm
yas ve kızgınlığın üstesinden gelinir ve kötü olan herşey
unutulur.” Ancak bu ucuz bir haz elde etmek için pahalı bir
yoldur.
*
İstanbul Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenen Gençlik
Üzerine Tartışmalar-IV “Şiddetli Gençlik” konulu sempozyumda
sunulmuştur. |