|
Yazan:
Alper Aksoy
Madde
kullanmayı deneyenlerin önemli bir kısmı kompulsif kullanıcıya
dönüşmektedir.Genel olarak kompulsif madde kullanımının özel olarak
kompulsif madde kullanımın temelinde aşağıda belirtilen öğrenme
süreçleri vardır:
1.
Davranışçı model
2.
Klasik ve edimsel koşullanma süreci
3.
Sosyal öğrenme kuramı
Davranışçı Model Yönünden
Bağımlılık
Davranışçı
modele göre bağımlılığı anlamak, tanımak ona müdahale edebilmek ancak
madde kullanma davranışını başlatan ve sürdüren bireysel ve çevresel
etkenlerin anlaşılması ve madde kullanma davranışının iyi bir analizi
ile mümkün olabilir. Bu tür analiz, doğal olarak bir dizi sosyal,
fizyolojik, emosyonel ve durumsal faktörlerin gözden geçirilmesini
gerektirir (Sungur 1991).
Klasik ve Edimsel (Operant) Koşullanma Kavramları Yönünden Bağımlılık
Kişilik
gelişmesinde ve davranışın oluşmasında etkinliğini sürdüren çağdaş
ruhbilim öğretisine göre, koşullu tepkiler insan yaşamında olumlu ve
olumsuz davranışın öğrenilmesinde önemli rol oynar. Doğuştan var olan
tepkiler araya giren değişik uyaranlarla koşullu tepkilere
dönüştürülebilir. Bir köpeğin ağzına et konunca tükürük salgısının
artması doğuştan var olan, doğal, koşulsuz bir tepkidir. Et verilmeden
önce yapılan ışıklı ya da sesli uyaranların tekrarlaması sonucu, köpeğin
et olmadan ışığı görmesi ya da sesi duyması tükürük salgısına yol açar.
Böylece doğal tepkiyi ortadan çıkaran uyaranların yerini başka bir
uyaran almış ve doğal tepki, koşullu tepkiye dönüşmüş olur (Köknel
1983).
Bağımlılığın
oluşmasında dışardan gelen uyaranlar kadar insanın içinden gelen
uyaranların da rolü vardır. Bu nedenle türlü uyaranların etkisi altında
kalan insan, bu doğal tepkilerle bağlantısı oranında alkol ve maddeye
yönelir. Uyaranlar sürdükçe koşullanma pekişeceğinden bu tür maddelerin
bağımlısı olur (Köknel 1983).
Alkol ve
madde kullanma tutkusu koşullanma sonucunda oluşmaktadır. Özellikle
anksiyete- alkol ve madde- anksiyete giderilmesi örüntüsü, tekrarlı
uygulamalar sonucunda öğrenilir. Öğrenme ilkeleri açısından alınan her
türlü madde anksiyeteyi azalttığından madde kullanma yönelim
davranışını pekiştirir (Canmaz 1996).
“Çeşitli
ortam ve durumlar ® Anksiyete
® Madde kullanımı®
Anksiyetede azalma” biçimindeki davranış örüntüsü, zaman içinde
anksiyete uyaran olmadan, “Çeşitli ortam ve durumlar
® Madde kullanımı” şeklinde
koşullanmaya neden olur. Bir başka deyişle bir zamanlar anksiyete
uyardığı için madde kullanma davranışını başlatan çeşitli ortam ve
durumlar, zaman içinde oluşan koşullanma sonucu, artık anksiyete
uyarmadan madde kullanma davranışını başlatabilmektedir. Daha ileri
dönemlerde ise bağımlılık gelişmekte ve artık kişi anksiyeteyi azaltmak
yerine oluşan bırakma belirtilerinin bastırılması için madde kullanma
davranışını sürdürmektedir ( Cappell ve Herman 1972).
Edimsel
koşullanma kuramlarına göre ise madde kullanma davranışının
sürdürülmesindeki en önemli neden bu davranışın oluşturduğu sonuçlardır.
Sonuçlar ise çeşitli olumlu ve olumsuz pekiştireçler aracılığıyla
belirlenir. Olumlu pekiştireçler belirli bir davranış biçiminin oluşma
sıklığını arttıran ödüllerdir. Olumsuz pekiştireçler ise, doğabilecek
olumsuz sonuçları ortadan kaldırarak, belirli bir davranış biçiminin
tekrarlanma sıklığını arttıran pekiştireçlerdir.
Bu sürece
göre hoşa giden veya sıkıntıdan kurtaran davranışın yapılma sıklığı
artarken, sıkıntıya sokan veya mahrum eden davranışın yapılma sıklığı
azalmaktadır. Davranışın yapılma sıklığını artıran etkiler, veya bu
etkileri sağlayan maddeler pekiştirici olarak tanımlanmaktadır.
Pekiştirici özelliği olan maddelerin kullanılmasını takiben bu maddeleri
kullanma davranışı önce sıklaşmakta sonra klasik koşullanma sürecinin de
desteğiyle öğrenilmiş davranış olmaktadır. Bir pedala bastığında
damarına nikotin çekme olanağı verilen deney hayvanları pedala basma
sıklıklarını arttırmaktadır, pedala basarak nikotin sağlamayı
öğrenmektedir. Kendine nikotin verme deney hayvanlarında ve insanlarda
kararlı bir şekilde gösterilmiştir. Kullanılan madde duygulanımda haz
doğrultusunda yükselme sağlayarak kullanma davranışını sıklaştırıyorsa
bu maddenin pozitif pekiştirici özelliği var denilmektir. Bir maddenin
kullanımı var olan sıkıntıyı gidererek madde kullanımını sıklaştırıyorsa
negatif pekiştirici etkiden söz edilmektedir. Sigara ve nikotin hem
pozitif pekiştirici hem de negatif pekiştirici olarak tanımlanmıştır.
Pekiştirici olma bağımlılık yapıcı maddelerin ortak özelliklerinden
biridir (Nissel ve ark. 1994).
Koşullu Uyaranların Madde Kullanımını Motive Etmesi
Klasik
şartlanma açısından madde kullanımı doğal uyaran, maddenin vücutta neden
olduğu tepkiler ise doğal tepkilerdir. Bu süreçte doğal uyarana belirli
bir süre eşlik eden uyaranların (koşullu uyaranların) doğal uyarandan
bağımsız tek başına verilmeleri, doğal uyarana benzeyen tepkinin bir
benzerinin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Koşullu uyarana verilen bu
tepkiye koşullu tepki denmektedir. Bir madde bağımlısı için arkadaşının
elinde gördüğü bir madde, daha önce madde kullandığı ortama ait
görüntüler ve sesler, veya madde kullanımıyla eşleşmiş ruh hali,
maddenin pekiştirici etkilerine benzeyen ayrıca hareketlenmeyi ve madde
kullanma isteğini de içeren bir koşullu tepkiye neden olur. Bu
hareketlenme ve isteklilik madde kullanımıyla sonlanır. Böylece edimsel
ve klasik şartlanma süreçleri madde kullanma dürtüsünü sürekli
tazelerken madde kullanımı bilinç dışı otomatik bir davranış olarak
sürer gider. Madde kullanımın çok basamaklı bir işlev olması (maddeye
ulaşma, maddeyi kullanma,yakma,içe çekme,dumanı algılama ve seyretme
gibi), sosyal ilişki aracı olarak işlev görmesi madde kullanmayı
sağlayan davranışa eşlik eden çok zengin bir koşullu uyaran takımının
oluşmasına yol açmaktadır.Sonuç olarak gün boyu madde kullanma
dürtüsünün oluşmasıdır (Nissel ve ark.
1994).
Sosyal Öğrenme Yönünden Bağımlılık
Sosyal
nedenlerden kaynaklanan alkol ve madde kullanımında bireylerin toplumda
sosyal etkileşim ve iletişim eksikliği göstermeleri alkol ve madde
kullanmaya yönelmede etkili olmaktadır (Cooper ve Frone 1995).
Sosyal
öğrenme modeli, belirli bir kültür içinde herhangi bir bağımlılık yapıcı
maddenin kullanımının yaygınlığını belirleyen en önemli faktörlerin o
maddenin erişilebilirliğinin kolaylığı, maddenin kullanımındaki
sınırlamalar ve maddenin kullanımına ilişkin ulusal politikalar olduğunu
varsayar. Bu model düşük sosyo-ekonomik seviyeden gelen kişilerin, bekar
ve dul olanların, belirli meslek grubuna dahil olanların ve çeşitli
etnik özelliklerin alkol ve madde kullanımı açısından risk grubu
oluşturduğunu varsayar. Sosyal modelin bağımlılığın açıklanması yönünde
getirdiği en önemli katkı Bandura’ nın sosyal öğrenme kuramları
aracılığıyla olmuştur. Bu tür öğrenmede gözlemlenenler ve gözlemleyenler
vardır.
Gözlemlenenlerce taşınan model bilgi, gözlemleyenlerde simgesel düzeyde
yeni davranış kalıplarının oluşmasına neden olabilir (Bandura 1977). Bu
tür öğrenmeye sosyal öğrenme, örnek alma yolu ile öğrenme ve ya gözleme
dayalı öğrenme adı verilir. Bandura bu teoriye ek olarak, aile ve denk
arkadaş gruplarının vasıtasıyla bireyin alkol ve madde kullanmayı
öğrendiğini ve alkol ve maddeden kaçınmaya, normal alkol ve madde
kullanmaya ve ya aşırı alkol ve madde kullanımına sebep olacak
davranışları kazandığını vurgulamıştır (Kendirli 1997).
Alkol ve
madde kullanımı için başlıca etmenlerden biri ailedir. Anne ve babanın
alkol ve madde kullanım çocuğun da bu maddeleri kullanmasında etkilidir.
Birçok araştırmada, aile içinde bağımlılık öyküsünün bulunmasının
ergenin gelecekteki alkol ve madde kullanım için en güçlü belirleyici
olduğunu göstermiştir (Tamar 1996).
Alkol ve
madde bağımlılarının önemli bir kısmının anne ve babalarının birinde
veya her ikisinde alkol ve maddenin kötüye kullanımı öyküsü vardır. Buna
karşın, alkol ve madde bağımlılarının bazılarının anne ve babalarında
ise alkol ve madde kullanımı kesinlikle söz konusu değildir. Sonuç
olarak, her iki aile tipinde de uygun içme davranışı gösteren model
bulunmamaktadır. Sosyal öğrenme teorisi, bugün madde bağımlılığı
üzerinde hipotez üretebilecek ve üretebilecek hipoteze göre değişik
tedavi biçimi oluşturabilecek bir zemin oluşturmaktadır (Hodgson 1991).
KAYNAKLAR
American
Psychiatric Assocation.Diagnostic and Statsistical Manual of Mental
Disorders(DSM-IV).Fourth Edition (revised) Washington ,DC.American
Psychiatric Association 1994
Bandura A.
Social learning theory, Englewood Cliffs, NJ. Prentice- Hall 1977
Canmaz S.
Alkol bağımlısı hastaların kullandığı savunma mekanizmaları, E.Ü.
Psikoloji bölümü Lisans Tezi, İzmir, 1996.
Cappell H,
Herman CP. Alcohol and tension reduction: A review, QJ Stud Alcohol, 33:
33-64 1972
Cooper M,
Frone MR. Drinking to regulate positive and negative emotions : a
motivational model of alcohol use. Journal of personality and social
psychology, American Psychologie Association, Newyork, 1995.
Di Chiara
G.Role of dopamine in the behavioral actions of nicotine related to
addiction.Europen Journal of Pharmacology.393.295-314.2000
Hodgson RJ.
Substance Misuse. Behav Psychother, 19:80-87 1991.
Kendirli C.
Toplumsal bir problem olarak alkolizm ve toplumsal yapı. Yüksek lisans
tezi ege üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü uygulamalı sosyoloji
anabilim dalı, İzmir 1977
Köknel Ö.
Alkolden eroine kişilikten kaçış. İstanbul, Altın kitaplar yayınevi 1983
Nissel M.
Nomiks GG.Svenson TH.Systemic nicotine induced dopamin relase in the rat
nucleus accumbens is regulated by nicotinic receptors in the ventral
tegmental area .Synapse 1994
Sungur M.
Alkol bağımlılığı tedavisinin biçimlendirilmesinde nükslerin önemi ve
nüksleri önleme teknikleri. Türk psikiyatri dergisi 2: (3) 1991
Tamar D.
Adsız alkolikler, Ahmet Çelikkol (ed.), Alkol Kullanım bozuklukları ve
tedavisi, Ege Psikiyatri Sürekli Yay., Cilt 1 S:2, İzmir ,1996. |