|
Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimleri
İlk kez 1938’de Albert Hoffman tarafından elde edilen LSD (lysergic
acid diethylamide/lisercikasit dierilamid) elde ediliş biçimine göre
sentetik, kullanıldığında oluşturduğu etkilere bakılarak da
halüsinojen olarak sınıflandırılır.
LSD, çavdar mahmuzu denilen
bitkiden çıkarılan bir öğedir, kimyasal işlemlerden geçirilerek elde
edildiğinden de sentetiktir. Suda eriyebilen bir maddedir.
Halüsinojenler içinde en yaygın kullanılanı LSD olup, diğerleri
meskalin (kaktüs) ve psilocybin (mantar)’dır.
LSD’nin halüsinojen
olarak sınıflandırılmasının nedeni, kişinin gerçek algılarında
bozulma yaratarak, gerçek gibi gözüken ama gerçekte olmayan imajları
görmesine, sesleri duymasına ve dokunsal duyumlar algılamasına yola
açmasıdır. LSD’ nin en az miktardaki kullanımından bile beyindeki
serotonerjik sistemin etkilediği genel olarak kabul edilmiştir.
Serotonin adı verilen maddenin artışına yol açmaktadır
Sokak
İsimleri
Asit, likit, küpler, sarı güneş ışıkları, eski küpler, seyahat / “trip”,
incimsi kapılar, cennet mavisi, kraliyet mavisi, düğün zilleri, şef,
şahin, şeker topağı, Japon Budizmi gibi değişik isimleri vardır.
Görünüşü ve Kullanış Biçimleri
Beyaz, tatsız, kokusuz olan LSD toz halinde veya sıvı formunun
çeşitli maddelere emdirilmiş haliyle de bulunabilir. Ancak LSD,
işleniş şeklindeki ve içindeki zararlı bileşenlerin varlığındaki
değişikliklere bağlı olarak en saf hali olan saydam ve beyaz
formundan, kahve hatta siyaha varan renklerde bulunabilmektedir.
Ağızdan yutarak veya dilin altına konulup emilerek kullanılır. Küçük
miktarlarda, küçük kare şeklindeki kurutma kağıdına emdirildikten
sonra dil üzerinde eritilerek alınabilir.
Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
LSD’nin etkilerini tahmin etmek güçtür, etkileri bireye özgüdür.
Çünkü etkiler alınan miktara, kullanıcının kişiliğine, kullanıcının
o an içinde bulunduğu ruhsal durumuna ve ilacın alındığı çevreye
bağlıdır. 20-25 miligram LSD, kişinin kendinden geçmesi için
yeterlidir. Eğer bu miktar daha fazla olursa insanı çıldırtabilir.
Alındıktan 30 ile 60 dakika sonra etkilemeye başlar ve 8 ile 12 saat
kadar bu etkileri sürer. Ancak halsizlik, yorgunluk 24 saat kadar
sürebilir, ayrıca kalıcı başka birtakım etkileri daha vardır.
Fizyolojik olarak ilk görülen etki, göz bebeklerindeki genişlemedir.
Kan basıncında artış, titreme, ağızda kuruluk, mide-barsak
faaliyetlerinde artış, iştah azalması, uykusuzluk ve kontrol
edilemeyen gülmeler görülür.
LSD
kullanıcıları deneyimlerini “trip” olarak adlandırırlar. Trip
esnasında kişi kendini hoş hisseder, etrafta zıplamak ya da
kahkahalarla gülmek ister, düşündüğü şeyleri görüyor gibi
algılayabilir, bildik eşyalar hatta insanlar bile tanımadık ve tuhaf
gelmeye başlayabilir. Zihinsel olarak uyarılır ki bu da kavramanın
arttığı duygusunu geliştirir.
Fizyolojik belirtilerden çok algılar
ve duygular hızlı bir şekilde değişir. Kullanıcı aynı anda birkaç
farklı duyguyu hissedebilir veya birinden diğerine hızlıca
geçebilir. İnsanların algılarında değişiklikler yaratır; uzaklık,
derinlik, zaman, mekan, ses ve renk algılarını karıştırır.
Örn; LSD
etkisinde gözlerini kapayan birisi çizgi film görmeye başlayabilir,
ama gözlerini açtığında yine kendini bu çizgi filmin devamında veya
içinde bulabilir, dış dünyada algıladıklarını bu çizgi filmin
parçasıymış gibi algılayabilir. Beden imajında, algısında
farklılaşma yaşar; bazen kendi vücudu ile dış dünyanın sınırları
kaybolur.
İşitme ve görme algılarının birbirine karışma durumu olan
sinestezi görülebilir. Görsel halüsinasyonlar genellikle geometrik
şekiller halindedir; sesler duyulabilir. Güçlü bir mistik
halüsinasyon yaratabileceğinden kullanıcı böyle durumlarda telkine
daha açık olur; ve yeterli ön hazırlıkla insanları istenilen amaçlar
doğrultusunda kullanmak mümkündür. LSD kullanımının uzun süreli
etkilerinden en önemlisi “flashback” deneyimidir, yani kişinin yaşam
deneyimlerinden belli kısımlarının yeniden yaşanmasıdır ve bu durum
beklenmedik bir şekilde, aniden ve kendiliğinden gerçekleşir.
“Flashback” olayı, LSD kullandıktan birkaç gün sonra olabileceği
gibi bir yıldan da daha uzun bir süre sonra ortaya çıkabilir, yani
kişi tekrar madde kullanmasa da flashback yaşayabilir. Tipik olarak
bir kaç dakika hatta daha da kısa bir süre içinde sonlanır ve
genellikle, şekilsiz renklerden korkutucu halüsinasyonlara kadar
uzanan bir çeşitlilik içerir.
Özellikle kronik olarak kullananlarda, kişilik problemleri olanlarda, ama bununla birlikte ara sıra LSD
kullananlarda da flashback gözlemlenebilir. Uzun süreli etkilerinden
diğeri de kullanım sonucu beyin fonksiyonlarının kalıcı bir şekilde
etkilenmesi olasılığıdır ve bu, uzun süreli mental rahatsızlıkların
oluşmasını ateşleyebilir. Kullanıcı psikotik bir tablo
sergileyebilir.
Kısaca
LSD’nin kullanım sırasındaki etkilerini özetlersek : Algılanan
uyaranlar daha şiddetli hissedilir (Rengin daha parlak algılanması
gibi) Uyaranın kaynağını tespit etmek zorlaşır(Vücuda dokunan el
kendisinin mi yoksa başkasının mı?) Geçmiş ile şimdiki duyumlar
birbirine karışır. Kas koordinasyonunda yavaşlama, ağrı algısında
azalma olur. Mantıklı düşünme bozulur (ör, kullanıcıların
bazılarında görülen uçma girişimleri) Halüsinasyonlara neden olur.
Emosyonlarda dengesizlikler yaşanır, duygu durumu sık sık değişir,
huzursuzluk ve tahammülsüzlük ortaya çıkar. Bastırılmış anılar
yeniden yaşanıyormuş gibi gerçekleşebilir. Duyumlar birbirine
karışır (ör., müzik görülür, renk duyulur ya da hissedilir).
Yoksunluk Belirtileri
Kronik kullanım durdurulduğunda ya da azaltıldığında fiziksel
yoksunluk belirtisi dediğimiz davranışların gözüktüğüne dair kanıt
yoktur; ancak toleransı arttırır, kullanıcı daha önce yaşadığı
seviyedeki etkiyi elde etmek için düzenli bir şekilde maddenin
dozunu arttırır.
Entoksikasyon ve
sonuçları
LSD kullanıcıları bir de “bad trip” diye bir şey tanımlarlar. Bu
durum halüsinasyonların çok ileri düzeye vardığı, sanrıların
geliştiği ve tam bir psikotik tablonun gözüktüğü durumdur. Bu esnada
kişi korkutucu ve dehşet verici duygular, istemsiz sarsıntılar
yaşarlar, düşünce ve duygularda kontrol kaybı, delirme ve ölüm
korkusu hissederler. Yüksek dozlarda kullanıcıda hissizlik, kaslarda
güçsüzlük ve titreme görülür.
Motor becerileri ve koordinasyon bozulmuştur. Bazen nöbetler ve bulantı da yaşayabilirler. Yüksek
dozdan dolayı ölüm rapor edilmemiştir. Ancak entoksikasyon sırasında
ya da onu takiben intiharlar meydana gelmiştir. Mantıklı düşünme
ortadan kalktığı için meydana gelen tehlikeli davranışlar ve şiddet,
kaza sonucu ölümlere, cinayete ve kendini yaralamalara,
sakatlanmalara varan olaylara neden olabilmektedir. |