Genel Özellikler:
Kokain, Erythoxylon Coca olarak adlandırılan bitkinin yapraklarında
doğal olarak bulunan stimulan uyarıcı bir maddedir. Saf madde olarak
yaklaşık 100 yıldır varolmakla beraber, koka yapraklarını çiğneme
alışkanlığı hemen hemen 2000 yıldan beri süregelmektedir. İlk kez
1860 yılında izole edilmiştir. 1880 yılında ise vasokonstruksiyon
(damarları daraltıcı) etkisi nedeni ile lokal anestezik (bölgesel
ağrı kesici) olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Kokain tıpta halen
bir lokal anestezik olarak, özellikle göz, burun ve boğaz
cerrahisinde kullanılmaktadır. 1884 yılında Sigmund Freud kokainin
farmakolojik etkileri üstüne bir çalışma yapmıştır. 1880 ve 1890
yılları arasında, birçok hastalığı iyileştirmek amacı ile yaygın
olarak kullanılmış, 1914 yılında ABD’de bağımlılık yapıcı özelliği
nedeni ile uyuşturucu bir madde olarak kabul edilmiştir.
Kokain
özellikle 80’li yıllardan sonra dünyada yaygın olarak kullanılmaya
başlanan, tehlikeli bir maddedir. Çok hızlı ve güçlü bir bağımlılık
geliştirir. Kokain ülkemizde üretilen ve yaygın kullanımı olan bir
madde değildir. Ancak 1995 yılı içinde polis tarafından yakalanan
kokain miktarı geçen yıllar ile kıyaslandığında oldukça yüksektir.
Bu veri kokain kullanımının ülkemizde giderek yaygınlaşacağının bir
belirtisi olabilir.
Sokak isimleri :
Genellikle “coke” olarak adlandırılır. Türkiye dışında “snow, girl,
lady” isimleri verilmektedir. Türkiyede ise “kok, koko jamboo, kola,
pırlanta, otoban, beyaz ten, pudra, toz şeker” gibi adlarla
anılmaktadır.
Görünüş ve
Kullanım:
Kokain beyaz ve ışığı geçiren bir tozdur. Kokainin saf olarak
kullanımı nadirdir. Genellikle asit borik veya sodyum bikarbonat
gibi beyaz toz maddelerle karıştırılarak saflığı bozulur. Genellikle
şeker tozu ya da prokain ile karıştırılmaktadır.
Kimi zaman kokainin
içine başka bir uyarıcı madde olan amfetamin de katılabilir. En sık
kullanılan katkı maddeleri şeker, özellikle glikoz, laktoz ve kokain
ile benzer görünümde olan ve lokal anestezik olarak kullanılan
lidokain, prokain ve tetrokaindir.
Ayrıca kokain satıcıları
sattıkları kokaini çoğaltmak için kokainin içine çeşitli maddeler
koyarlar. Bunlardan bazıları diş macunu, bebek maması, floresan
lambasının tozu, yemek sodası vb.’dır. En sık kullanım yolu iyice
ezilmiş tozun buruna çekilmesidir. Deri altına ya da damara
enjeksiyon yolu ile ya da sigara gibi içmek tarzında da
kullanılabilir.
Buharının içe çekilmesi en az tehlikeli olan
kullanım yoludur. En tehlikeli kullanım yolu damara verilmesi ya da
sigara olarak içilmesidir. Ağız yolu ile de kullanılabilir, ancak
etkisi bu tarz kullanımda çok düşük olduğu için kullanıcılar
tarafından pek tercih edilmemektedir.
Etkiler:
Temel farmakodinamik etkisi, sinir uçlarında dopamin adı verilen
maddenin geri alımını engellemesidir. Böylece hem D1, hem de D2
reseptörleri aktive olur. Dopamin geri alımının engellemesinin
yanında diğer nörotransmitterlerin (norepinefrin, serotonin) geri
alımını da engeller.
Bunun sonucu sinir uçlarında bu maddeler
birikir. Bu maddelerin birikmesi ile bu maddelerin gösterdiği etki
de artar. Kokain az miktarda alındığı zaman, öfori hali denilen,
keyif, çoşkunluk ve neşe hali verir. Kişinin kendine olan güveni
artar.
Ruhsal ve fiziksel işlevleri artırdığı düşünüldüğü için de
kullanılmaktadır. Kullanımını takiben taşikardi ya da bradikardi
(kalp atışının hızlanması ya da yavaşlaması), pupiller dilatasyon
(göz bebeklerinin büyümesi), kan basıncında düşme ya da artma
gözlenir.
Alınan kokain miktarı arttıkça çeşitli idrak yanılmaları,
illüzyonlar ve halüsinasyonlar ortaya çıkar. En sık görülen
halüsinasyonlar dokunma ile ilgilidir. Kokain kullanan kişi,
derisinin altında kurtçukların yürüdüğünü veya renkli ve hareketli
görme halüsinasyonları yaşadığını söyler. Kokainin beynin kan
akımını ve glikoz kullanımını azalttığı bildirilmektedir.
Kokainin
etkileri kısa zamanda ortaya çıkar ve kaybolur. Alımını takiben
etkisini hemen gösterir. Yaklaşık 30 ile 60 dakika içinde etkisi
kaybolur. Bu süre zarfında eğer tekrar kokain alınmazsa yoksunluk
belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler oldukça tatsızdır. Yoksunluk
belirtilerinin ortaya çıkmaması için dozun hemen alınması gerekir.
Etkisi kaybolmasına rağmen, kan ve idrarda 10 gün süre ile kokain
metabolitleri bulunur. Bağımlılık yapıcı etkisi oldukça yüksektir.
Psikolojik bağımlılık bir kez kullanıldıktan sonra bile gelişebilir.
Tekrarlanan kullanımlardan sonra tolerans gelişir ve fizyolojik
bağımlılık oluşur. Kokain kesildiğinde yoksunluk belirtileri ortaya
çıkar, ancak bu etkiler eroin, morfin gibi opiyatlar ile
karşılaştırıldığında daha düşüktür.
Yoksunluk:
Kokain
alımını izleyen bir saat içerisinde “crash” adı verilen depresyona
benzer bir tablo oluşur. Bu tablo çöküntü, mutsuzluk, hiçbir şeyden
zevk almama, sıkıntı, kaygı, sinirlilik, güçsüzlük, çok uyuma
isteği, korkutucu rüyalar ile belirgindir. Bu belirtiler 18 saat
sürer. Ağır kullanımda ise bir haftaya kadar uzar. Özellikle 2-4 gün
arasında en şiddetli düzeyine varır. Bu dönemde intihar
gözlenebilir.
Sonuçlar:
Kokain yüksek dozda kullanıldığı zaman, kalp atım hızı artar, yüksek
tansiyon ortaya çıkar. Sinirlilik, sosyal muhakeme kaybı, riskli
cinsel girişimler, saldırganlık, psikomotor aktivitede artış,
ajitasyon, kalp atımında bozukluk, göğüs ağrısı, kas zayıflığı,
solunum güçlüğü ve koma gelişir. Tüm maddeler içinde en öldürücü
etki kokaininindir.
Kokain kullanımının çok ciddi yan etkileri
vardır. En sık görülen etki burunda kanlanmanın (nasal konjesyon)
artışına bağlı olarak görülen burun kanamalarıdır. Bronşlar ve
akciğerde hasara neden olur. Tiklere yol açar ve migren benzeri baş
ağrıları oluşturabilir. En önemli yan etkisi beyin üstüne olan
etkileridir. Beyinde enfarktlar (tıkanmalar) oluşturur.
Kimi zaman
beyin içi kanamalar gözlenir. Beyin üstüne olan bu etkiler kokainin damarları daraltıcı etkisinden kaynaklanmaktadır. Kokain
kullananlarda %3-8 oranında sara (epilepsi) nöbetleri gözlenmiştir.
En sık epileptik nöbetlere neden olan madde kokain olup, ikinci
sırada amfetaminler gelir. Nöbetler, yüksek doz kokain ya da crack
kullananlarda daha sık görülen bir yan etkidir.
Myokard enfarktüsü
(kalp damarlarında tıkanma) ve aritmi (kalbin ritminde bozulmalar)
kokainin kalp üstüne olan istenmeyen etkilerinin başlıcalarıdır.
Kokain afrodizyak bir maddedir. Kullanıldığı zaman boşalmayı
geciktirir. Ancak uzun kullanımı veya kokainin ani bırakılmasının
sonucunda iktidarsızlık gözlemlenir. Kokain kullanımını takiben
paranoid hezeyanlar ve halüsinasyonlar gözlenebilir. Bu durumda kişi
hayaller görmeye, her şeyden kuşku duymaya başlar. Bu durum psikoz
tablosunu andırır.
|