|
Genel
Özellikler:
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir maddedir. Özellikle ülkemize
girişi çok yenidir. Polis tarafından ecstasy ilk kez 1995 yılı
içerisinde yakalanmıştır. Uyarıcı özellikleri olan, tamamen sentetik
olan bir maddedir. Ecstasy yapı olarak amfetaminlere benzer.
Bilimsel adı 3,4-metilendioksimetamfetamin (MDMA) ya da XTC olarak
geçer.
Ecstasy’e benzeyen MDEA ve MDA adı verilen haplar da piyasada
bulunmaktadır. Ancak bunların hepsi genellikle ecstasy adı altında
satılır. MDEA ‘nın kişiyi aktive edici bir etkisi vardır. Ancak XTC’
ye göre etkisi daha kısa sürede geçer. MDA’nın ise halüsinasyon
yaratıcı etkisi daha fazladır.
MDMA yapısı itibariyle Metamfetaminin
bir türevidir. Etkileri bilinç artımı, artan algılama yetisi, keyfin
değişmesi ve hareketlilik kazanma gösterilmektedir.
Kullanılması
neticesinde;
• mide bulantısı,
• şaşkınlık,
• konsantrasyon bozukluğu,
• düşünme ve konuşmada zorlanma görülmektedir.
MDMA yüksek bir
ruhsal bağımlılık potansiyeline sahiptir. MDA maddesinin etkisi
alınan doza bağlıdır. Düşük dozlar genelde canlanma etkileri
yaparken, yüksek dozda alım halüsinasyonlara ve bozuk algılamalara
yol açmaktadır. Kullananlarda madde alındıktan sonra artan bir
iletişim kurma ihtiyacından bahsedilmektedir.
MDA da yanlış doz
kullanımında ölümle sonuçlanan vakalar görülmektedir, 300 mg.'da
uzun süreli bitkinlik halleri görülmekte olup, 500 mg.'da ise ölüm
gerçekleşmektedir. 1960'lı yıllarda A.B.D.'de MDA tüketimine
doğrudan bağlanan ölüm olayları kayda geçmiştir. Ecstasy’ye karşı
tolerans gelişmektedir. Bu nedenle kişi giderek kullandığı madde
dozunu artırma gereksinimi duymaktadır.
Ecstasy kullanan kişi,
kullandığı ortamlarda tekrar bu maddeyi kullanma gereksinimi
duymaktadır. Çünkü ecstasy olmadan aynı duyguyu yaşayamamaktadır. Bu
durum da bağımlılık belirtisi olarak kabul edilmektedir. Ecstasy,
ülkemizde ve dünyada yeni yeni yaygın olarak kullanılmaya başlanan
bir madde olduğundan, beden üstündeki etkileri tam olarak
bilinmemektedir.
Kimi zaman ecstasy adı verilen başka haplar
satılmakta ve kişi bunları kullandığı zaman hem beklediği etkiyi
görememekte, hem de bilinmeyen bir kimyasal maddeyi bedenine sokmuş
olmaktadır. Ancak ecstasy alımını takiben ölüm olayı sık olarak
görülmektedir. Bu ölümlerin, susuzluktan ve beden ısısının aşırı
artmasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Kesin nedenler henüz
açıklığa kavuşmuş değildir.
Görünüş ve
Kullanım:
Ecstasy, beyaz, kahverengi, pembe ya da sarı tabletler ya da
kapsüller şeklinde bulunur. Tabletlerin üstünde kuş, fil, gülen yüz
gibi resimler bulunur. Ex, E, Beyaz Kumrular, Soda, Uçuş, Kanat gibi
isimlerle anılır.
Etkiler:
Ecstasy, dopamin ve norepinefrin adı verilen maddelerin salınmasına
neden olur. Amfetaminlerde etkisini dopamin ve norepinefrin ile
gösterir. Ancak ecstasy aynı zamanda serotonin salınımına da yol
açar. Serotonin, halüsinojenik maddelerin etkisini göstermesine
aracı olan bir maddedir.
Bu özellikleri ile ecstasy hem
amfetaminlere hem de halüsinojenik maddelere benzer. Bu madde sinir
hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden
olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasy’nin en önemli
etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden
olmasıdır. Bu etkilere alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu
ruhsal duruma doğrudan bağlıdır.
Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde
etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar.
Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de
kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir. Ecstasy, beden
ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok
hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır.
Ağızda kuruluk,
dişlerde tatsız bir his algılanabilir. Ecstasy, yönelim ve algı
bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini
rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. kişi
kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.
Yoksunluk:
Etki geçtikten sonra kişi kendini yorgun ve halsiz hisseder. Baş
ağrısı, baş dönmesi gözlenir. Yoksunluk belirtileri nadirdir.
Ecstasy kullanımı sonrası depresyon sık olarak gözlenmektedir.
Kişide serotonin depolarının bittiği gösterilmiştir. Depresyon buna
bağlı olarak gelişmektedir.
Sonuçlar:
Beden ısısında artış ve aşırı hareketlilik ciddi sonuçlar
doğurabilir. Herhangi bir kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyonu ya da
zihinsel hastalığı olanların ve epileptik (sara hastalığı)
hastaların bu maddeyi kullanması ölümle sonuçlanabilmektedir. Aynı
şekilde, astım hastalığı olanlar için de ecstasy çok tehlikelidir.
Ecstasy hapının kullanıldığı ortamların getirdiği ek durumlar, bu
maddenin tehlikesini katlayarak arttırmaktadır, nitekim bu
uyuşturucunun kullanımı ile birlikte vücuda yapılan sürekli
yüklemeler (dans ve seks gibi) asıl tehlikeyi oluşturmaktadır.
Normalde, gelişen şartlara göre vücut, mevcut ısısını kendi
sisteminde düzenlemektedir. Ancak vücut ısısı, uzun süreli ve yoğun
dansın etkisiyle normalden daha da yükselmektedir (42 ' olduğu
görülmüştür).
Ecstasy sonucu vücut, su içmekle dahi tekrar
düzelemeyecek kadar büyük ölçüde su kaybına uğramaktadır. Bunun
sonucunda kalp ve yüksek tansiyon sorunları, yüksek ateş ve şok
durumları görülmektedir. Beden ısısının artması iç kanamalara,
böbrek üstünde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle sıvı
alımı gereklidir. Ancak alkol ya da diğer maddelerin ecstasy ile
birlikte kullanımı çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Ecstasy
kullanan kişilerde, ani karaciğer yetmezliği de bildirilmiştir.
Ecstasy kullanımı sonrası koordinasyon bozuklukları gözlenmektedir.
Bu nedenle ecstasy alanların, otomobil gibi dikkat gerektiren
araçları kullanmamaları önerilmektedir. Bunun yanı sıra; kalp
ritminde bozuklukların ve merkezi krampların görüldüğü olaylar
gerçekleşmiştir. Uzun süre kullanımı sonucu panik ataklar,
depresyon, halüsinasyon ve uyku bozukluklarının oluştuğu
bildirilmiştir.
|