|
“Kahve” ismi Arapça’da kullanılan “qahwah”dan gelmektedir ve daha sonra Avrupa’ya
café,caffe,koffie,coffee gibi isimlerle taşınmıştır.
Avrupalıların, keyif verici ve alışkanlık yapıcı bu aracı,
Türklerden ödünç aldıkları söylenmektedir. Türkler ise bu keyif
verici sosyal alışkanlığı, Kanuni Sultan Süleyman zamanı olan
1500’lerde Yemen’i fethederek edinmişlerdir. ”Kahve” için kullanılan
sözcükler keyif verici içecek anlamı taşımaktadır.
Kahve,
Türklerle tanışmasından sonra hızla sosyal hayatın, alışkanlıkların
ve Türk kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bu kahve kültürü,
ileriki zamanlarda Avrupalıları etkilemiş ve onların da bu
alışkanlığı edinmelerini sağlamıştır fakat Avrupalılar farklı bir
kahve çeşidini ve içim alışkanlıklarını benimsemişlerdir.
Kahve,
Avrupa’da farklı kullanım tarzları edinmiş olsa da Türk kültürüyle
ortak olan yanı, en yaygın olarak “kahvehane” tabir edilen yerlerde
içilmesidir. İlk kahvehane, İstanbul’da Tahtakale’de açılmıştır
Kahvehaneler, zamanla entelektüellerin ve sanatçıların toplandığı
sosyal mekanlar halini almıştır.
Kahve kullanımı
zamanla yeri ve şekli belli bir seremoni şeklini almıştır.
Misafirperverliğin bir işareti olmuş, evlilik kararları alınırken
baş köşede hep o olmuştur. Türk kahvesi keyif verici, bağımlılık
yaratıcı etkisi, sosyal ve kültürel alışkanlıklardaki yeri ve etkin
gücü sayesinde kendine has bir kahve kültürü oluşturmayı başarmış ve
bununla diğer ülkeleri ve kültürleri etkilemiştir. Kahvenin
uyuşturucu etkisi ve otoriter rejimlere karşı oluşturduğu tehdit
yüzünden yasaklandığı dönemler olmuştur .
Kahve entelektüel toplulukları bir araya getirmiş, vatandaşlar ve işçiler arasındaki
düşünceleri ve isyanları örgütlemiştir. ”Uncommon grounds” adlı
kitabın meşhur yazarı Mark Pendergrast, kitabında kahvenin bu
tepkisel etkisine değinmiş ve bu konuda William Ukers’ın bir
cümlesine yer vermiştir: ” Her nerde insanlıkla tanıştıysa
beraberinde isyan ve başkaldırıyı getirmiştir. Dünyadaki en radikal
içki olmuş ve etkisi her zaman insanları düşündürmek olmuştur.
İnsanlar, düşünmeye başladıklarında ise tiranlar için tehlike
oluşturmaya başlamışlardır.”
|