|
Kısa-dönem
etkileri:
Kafein, sinir
sistemini uyaran bir kimyasaldır. Kana mideden karışır ve etkileri
15 dakika sonra hissedilir hale gelir. Kafeinin kısa dönemde yaygın
olarak hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması,
uyanık ve dinç olma, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Alınan
kafein miktarının vücuttan atılması uzun saatler sürmekte, alınan
miktarın sadece yarısının atılması 6 saat sonra
gerçekleşebilmektedir. Bu durum, kafeinin etki süresini uzatmakta ve
etki alanını genişletmektedir. Kafeinin diğer etkileri, kan
basıncını, nabız atışını hızlandırmak, kas hareketlerini
yavaşlatmak, kan damarlarını daraltmak ( bu durum soğuk el ve
ayaklara neden olur), nefes almayı kolaylaştırmak ve mide asit
seviyesini yükseltmektir.Bu durum, vücudun stres altında verdiği
tepkilere yakındır. Beyne giden kan damarlarının daralması beyne
giden kan akışını azaltır ve beynin bunu bir tehdit olarak
algılamasını ve vücudu korumak için atağa geçmesini sağlar. Bu
durum, uykunun ertelenmesine, stres hormonlarının ise yükselmesine
neden olur. Vücut daha aktif ve daha atak hale gelir.
Kafein yüksek
miktarlarda alındığında ortaya daha farklı bir tablo çıkmaktadır. Bu
durum huzursuzluk, sinirlilik, titreme, endişe, uyku bozuklukları,
ve mide bulantısı gibi etkileri beraberinde getirir.Yüksek dozda
alınan kafein aynı zamanda uykusuzluğa, hızlı ve düzensiz kalp
atışına, kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesine, mide asit
salgısında aşırı artışa da neden olmaktadır .Bu etkiler aşırı
kaygıya ve hatta bazı durumlarda depresyona bile neden
olmaktadır.Kafeinin etkileri insandan insana değişmektedir. Bir
insanda huzursuzluk, sinirlilik yapan miktar başka bir insanın daha
enerjik olmasını sağlayabilmektedir. Kafein, sadece stres
hormonlarının değil mutluluk hormonu adı verilen adrenalin
hormonunun de salgısında artışa neden olur. Bunun yanında dopamin
depolarının da harekete geçmesi, kafeinin keyif verici etkisini
göstermekte ve bu etki, kafeinin bağımlılık yaratmasının en önemli
nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
Uzun-dönem
etkileri:
1958’de U.S.
“Food and Drug Administration” (Amerika Birleşik Devletleri Yiyecek
ve Uyuşturucu Madde Kurumu) tarafından yapılan bir araştırmada,
kafeinin uzun vadede insan sağlığı üzerinde ciddi derecede yıkıcı
bir etkisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kafeinin, kan basıncını
arttırıcı etkisine rağmen kalp hastalığına yol açma riskinin yüksek
olmadığı, fakat yüksek dozda kafein alımının yüksek tansiyona yol
açabileceği üzerinde durulmuştur. Yapılan araştırmalar kafein ile
kanser oluşumu arasındaki bağın da zayıf olduğunu ortaya koymuştur.
Kafein, sağlıklı kişilerde kalp hastalığına yol açmamaktadır fakat
aritmiye (kalbin ritmik atışının bozulması) yatkın olan kişilerde bu
durum kafein kullanımıyla tetiklenmekte ve kendini belli etmeye
başlamaktadır. Kafeinin insan psikolojisi üzerindeki etkisi de
araştırılmıştır. Panik atak ve “anksiyete” problemlerinin
belirtilerinin, kafein kullanımıyla daha kötüleştiği ortaya
konmuştur. Buna ek olarak kafein kullanımının depresyon oluşumuyla
da yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu özel durumlar dışında,
Amerikan Sağlık Birliği (American Medical Association) ve Amerikan
Kanser Topluluğu (American Cancer Society) , ortalama dozda düzenli
olarak kullanılan kafeinin, uzun vadede sağlık için büyük çapta bir
tehdit oluşturmadığını bildirmiştir.
|