|
Alkole bağlı
karaciğer tahribinin tedavisi alkol, sigara kullanımı ve obeziteyi
azaltma amaçlı bir yaşam tarzı değişimini gerektirir. Yaşam tarzı
değişikliği beslenme ve ilaç tedavisiyle desteklenir. Siroz durumunda
ise karaciğer nakli gerekli olabilir.
Yaşam tarzını değiştirmek
Alkolden
uzak durmak karaciğerin daha fazla zarar görmesini ve muhtemel bir
karaciğer kanserini önlemek açısından büyük önem taşır. Hastalığın bütün
aşamalarında alkolün bırakılması hastalara fayda sağlar.
Alkol
kullanan hastaların büyük çoğunluğu sigara da kullanmaktadır. Yapılan
araştırmalar alkole bağlı olarak karaciğerinde hasar bulunan hastalardan
sigara kullananların karaciğerlerinin daha fazla zarar gördüğünü
gösterir.
Obezlik de
karaciğeri tehdit eden diğer bir faktördür. Karaciğerin yağlanmasına ve
alkole bağlı olmayan karaciğer iltihabına sebep olabilir. Özet olarak,
sigarayı bırakmak ve kiloyu kontrol altına almak hastaların
karaciğerinin daha fazla zarar görmesini engellemek için atmaları
gereken adımlardır.
Doğru Beslenme
Alkollü
içecekler de besinler gibi kalori taşır; fakat araştırmalara göre
alkolden sağlanan kaloriler vücut için yiyecekler kadar önem taşımaz.
Buna ek olarak birçok alkolik yetersiz ve kötü beslenmektedir. Bu durum
karaciğer hasarına ve fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Alkol
kullanıcıları vücudun ihtiyacı olan günlük karbonhidrat, protein, yağ,
vitamin (özellikle A, C, B ve B1) ve mineralleri (kalsiyum ve demir)
almazlar.
Bu eksikliği
gidermek için alkolikler dengeli beslenme dietiyle desteklenmelidir.
Beslenme takviyeleriyle alkolün bazı zararlı etkilerinin önüne
geçilebilir. Örneğin, B1 vitamini eksikliğinden kaynaklanan beyin hasarı
bir dereceye kadar giderilebilir. Tedavi gören alkolikler güvenli
kullanımı sebebiyle günde 50 mg B1 vitamini alırlar. Alkoliklere ayrıca
B2 ve B6 vitaminleri de verilmektedir. Fakat vitamin A alkolle
alındığında zararlı etkilere sahiptir. Bu sebeple ciddi yetersizliği
olan ve alkolü bırakabilecek ya da azaltabilecek hastalara verilir.
Ayrıca orta derecede kötü beslenen alkoliklerin tedavisinde anabolik
steroid denilen moleküller de kullanılabilir. Bu moleküller erkeklik
hormonundan elde edilir ve kısa dönemli olarak vücudun gücünü arttırmak
için kullanılabilir.
Gelişen Tedaviler
Hayvanlar
üzerinde yapılan araştırmalarda karaciğer hastalıklarının tedavisinde
kullanılabilecek besinler bulunmaktadır. Bazı sağlıklı yağları (MCT)
tüketmek karaciğerin yağlanmasına engel olmaktadır. Bu tür sağlıklı
yağlar sadece sağlıklı besin maddelerinin satıldığı dükkanlarda
beslenmeyi destekleyici şekilde satılmaktadır.
Oksitlenme
alkole bağlı karaciğer tahribinde önemli rol oynar. Oksitlenme vücutta
zararlı oksijen moleküllerinin, diğer adıyla serbest radikallerin
oluşmasından kaynaklanır. Bu moleküller son derece yüklü ve
dengesizdirler. En yakın molekülle eşleşerek hücresel değişikliklere yol
açar ve hücrelere zarar vererek fonksiyonlarını değiştirirler.
Antioksidanlar serbest radikallerin verdiği bu zararları önler.
Önemli bir
antioksidan olan glutathione tehdit altındaki hücrelere direkt olarak
giremediği için kullanılamaz. Araştırmacılar öncü bir molekül kullanarak
onun hücreye girmesi ve orada parçalanarak bir antioksidana
dönüşmesinden yararlanırlar. Bu molekülün verildiği siroz hastalarda bu
molekülü almayan hastalara göre sonraki iki yılda daha az ölüm oranı ve
karaciğer nakli görülmüştür. Ayrıca bu tedavinin hiçbir yan etkisi
bulunmamaktadır. Bu yaklaşım alkole bağlı karaciğer tahribi olan
hastalar için umut vaat etmektedir.
İlaç Tedavisi
Alkole bağlı
siroz ve hepatit için onaylanmış bir ilaç bulunmamaktadır. Buna rağmen
pentoxyfylline ve corticosteroid’ler kullanılmaktadır. Şiddetli alkole
bağlı hepatit hastalarına pentoxyfylline’nin fayda sağladığı
bulunmuştur. Fakat bu fayda kısa sürelidir. Şiddetli derece alkole bağlı
hepatit hastalarında 28 gün hayatı uzattığı bulunsa da bu süre bir yılın
üzerine geçememektedir. Bununla birlikte steroidlerin enfeksiyon riski
gibi ciddi yan etkileri bulunmaktadır.
Karaciğer Nakli
İlerlemiş
karaciğer bozukluklarının en kesin tedavisi karaciğer naklidir. 1992 ve
2001 yılları arasında Amerika’da 41734 karaciğer nakli
gerçekleştirilmiştir. Bunların yüzde 12,5’u alkole bağlı karaciğer
tahribi olan hastalar, 5,8’i hepatit C hastalarıdır.
Alkole bağlı
karaciğer tahribi olan hastaların nakil için uygun olup olmadıklarının
anlaşılması için bir değerlendirmeden geçmeleri gerekmektedir. Bu tarama
nakilin sonucunu etkileyebilecek kalp hasarı, kanser, pankreas, kemik
erimesi gibi hastalıkları belirlemek içindir. Bu aynı zamanda çok sıkı
bir prosedür izlemesi gereken hastaları belirlemek için psikolojik
testleri de içerir.
Organ
naklinin başarılı olabilmesi için alkolik hastaların ameliyattan sonra
alkolden uzak durmaları ve sıkı bir medikal perhize uymaları gereklidir.
Rutin olarak yapılan psikiyatrik testler sonucunda bu kritere uyamayacak
olan hastalar belirlenir.
Bağışlanan
organ sayısı kısıtlı olduğundan alkole bağlı karaciğer tahribi olan
hastalara nakil yapılıp yapılmaması konusu tartışmalıdır. Çünkü eğer
kişi alkole tekrar başlarsa yeni karaciğer de harcanmış olacaktır. Fakat
karaciğer nakli geçiren hastalarda alkole başlama oranı alkolizm
tedavisi görenlere oranla oldukça azdır. Fakat Hepatit B ya da C
sebebiyle nakil yapılan hastalarda enfeksiyonun yenilemesi sebebiyle
yeni ciğerin kaybına sık rastlanmaktadır.
Bütün
negatif görüşlere rağmen bir çok klinisyen alkole bağlı karaciğer
tahribi olan hastaların karaciğer nakli için uygun olduklarını
düşünmektedir. Nakilden sonra hastalarda görülen yüksek üretkenlik ve
hayat kalitesi bu fikri desteklemektedir.
Derleyen:
Esgi Tuna |